Friday, October 30, 2009

Cumalıkızık

29 Ekim’de Cumalıkızık’a gittik. 2 yıl önce keşfetmiştim ve bir türlü gidememiştim. Sonradan orada bir dizi çekildi ve pek bir ünlendi. Şimdi kocaman tur otobüsleri ile akın akın insanlar bu köye gidiyorlar. (sanıyorum diziyi daha derinden yaşamak için)
Bayramda ve tatil günleri çok kalabalık olduğunu okudum. 29 Ekim de bile kalabalık sınırdaydı. Bir tane tur otobüsü vardı bir tane daha olsa ne olurdu bilmem...
Sonuç , bu köyü pek beğenmedim. Ama Osmanlılardan kalma ve biraz da korunduğu için belki görmek isteyebilirsiniz.

Bunun için aşağıdaki bilgileri veriyorum, belki yardımcı olur. Tamamen kendi fikirlerim olduğu için tercih size kalıyor. Tarih bilgilerini de sonra veririm artık.




Nasıl Gidilir?

En kolay yol. İstanbul, yeni kapıdan kalkan deniz otobüsü ile bursa’ya gitmek. Oradan eski Ankara yolunu takip etmek. Yaklaşık 10-12 km sonra sağda Cumalıkızık tabelasını görüyorsunuz. Oradan saptıktan sonra da ağaçlıklı bir yolda 1-2 ilerliyorsunuz ve valla köyün içindesiniz. Hemen oradaki otoparka park ediyorsunuz.
Diğer bir yolda, eskihisardan arabalı vapur ile topçulara gitmek ve oradan bursa yolunu ve oklarını izlemek gerisi aynı.






Ne yenir?

Bütün evler kapılarını açtıkları ve turizme pek bir adapte oldukları için her yerde gözleme yiyebilirsiniz. Ama alternatifler şöyle:

Kınalı kar: biz burada yedik. Eski bir konak. Sanırım dizi de burada çekilmiş. Avlusunda ve konağın içinde yemek yiyebiliyorsunuz. Ancak konağın içinde yemeyi planlıyorsanız ayakkabılarınızı çıkartmak zorundasınız. Beni bozar diyorsanız avlusunda oturmanın da sizi pek tatmin edeceğini sanmam...
Kutu ayranı ve soğuk demli olmayan çayları eksi puan aldı. Gözlemeyi de bunların yanına ekleyebilirsiniz. Kahvaltı da veriyorlar ama çok kalabalık olduğu için servis çok yavaş, organize değil, vs.vs.

Mavi Boncuk: Köyün biraz dışında gibi. Bahçesi sanıyorum İlkbaharda fena olmuyordur. Nazar boncuklu fotoğraf oraya ait.

Değirmen: dışardan fena gözükmüyordu.

Saklı Bahçe: turuncu ev. Dışardan güzel gözüküyordu ama kapalı olduğu için fazla bir yorum yapamıyorum.

Odun fırını vardı. Cevizli ekmeği denemek isterdim. Ama gözleme pek bir oturmuştu o yüzden teşebbüs bile edemedim.





Nerede Kalınır?

Gittiğinizde kalmak ister misiniz bilmiyorum, ama Mavi Boncuk, Gülizarın evi-pansiyon alternatiflerden bazıları olabilir diyorum. Ucuz olmadıklarını söylemek zorundayım.








Ne Görülür?
Eski evler, etnografya müzesi görebileceklerinizden. Benim için kapılar ve pencereler...:-)

Ne alınır?

Bana göre hiç birşey alınmaz. Her erde zeytin ve zeytinyağı göreceksiniz. Ama nasıldırlar bilmem...
Bu mevsimde hurma güzel gözüküyordu. Kestane : kötüydü. Turşuları: Aklınızdan bile geçirmeyin derim. Tahta oyuncaklar: eğlenceliydi. Tarhana, erişte ve bu gruptaki diğer ürünler için hijyene dikkat diyorum.








Monday, October 26, 2009

Biraz Mola

Biraz mola verdim.En kısa sürede yeniden yazmaya başlayacağım. Mesaj bırakan komşularıma, dostlarıma, ve blog arkadaşlarıma duyrulur.
Sevgiler, Arzu

Sunday, September 27, 2009

Ihlamur kasrı

25 bin metrekare civarında bir alana sahip Ihlamur Kasrı; Beşiktaş’ta Nüzhetiye Caddesi’nin kavşağında, Ihlamur ve Teşvikiye arasında bulunur. Bazı kaynaklarda; 18 yy.ın ortalarında Hüseyin Efendi ait bir köşk yer alır yazarken, bazı kaynaklarda; aynı yüzyılın başlarında III. Ahmet’in kurduğu has bahçenin ıhlamurluğunda yapılmış iki köşkten bahsedilir. Ancak, 1849–1855 tarihleri arasında mevcut binalar yıkılarak, yerine Abdülmecit tarafından Nikoğos Balyan’a günümüzdeki köşkler yaptırılır.

Ihlamur Kasrı, Maiyet Köşkü ve Merasim Köşkü adında iki köşkten oluşur. Maiyet Köşkü, Merasim Köşküne nazaran daha sade bir görünümde olup; genellikle, Sultan ve harem kadınları için kullanılırdı. Bugün güzel bir kafeterya burada hizmet vermektedir. Merasim Köşkü ise; barok tarzı oymalarla ve süslemelerle bezenmiştir. Tavanlar manzara resimleriyle kaplı, şöminenin süslemelerinde kullanılan porselenler, yıldız fırınının ürünleridir. Köşk; Kristal avizeler, Avrupa üslubu birçok mobilya, Hereke halıları ve süslü vazolarla dekore edilmiştir.

 

 

 

 
Posted by Picasa

Abdülaziz; Bu kasrın bahçesinde, kendisinin de bizzat katıldığı güreş müsabakaları, koç ve horoz dövüşleri düzenlerdi. I. Abdülmecit burada ünlü Fransız şairi Lamartine’yi misafir etmiş; ayrıca, V. Mehmet Reşat burada Bulgaristan ve Sırbistan devlet adamlarının bulunduğu yabancı devlet erkânını kabul etmiştir.

Cumhuriyet Dönemi’nde uzun müddet kullanılmayan Kasr’ın, 1952 yılında Merasim Köşkü Tanzimat Müzesi’ne, Maiyet Köşkü de Tarihi Köşkler Müzesi’ne dönüştürüldü. Bir dönem müze olmaktan çıkarıldı ve 1980’li yıllarda tamamen restore edildi. 1987’de ise bahçesiyle birlikte, tekrardan konuklarına kapılarını açtı.

Saturday, September 26, 2009

Gelinler-Ihlamur Kasrı

Bugün Ihlamur kasrına gittik. Tam bir gelin enflasyonu vardı. Hepsi birbirinden güzeldi. Bende gizli gizli onların fotoğraflarını çektim. :-) Favorim fotoğraf çeken gelindi. Hem çok güzeldi, hemde güzel fotoğraf çekiyordu. Fotoğrafçı da onları çekiyordu. Süperdi. Sonra kapının orada duran arkasında cadde olan bana pamuk prensesi hatırlattı. Hafif tombulca olan gelin en asortik pozları veriyordu...:-) Sonra karizmatik bir damat vardı...!!!
Neyse efendim...Buradan tüm bekar arkadaşlarıma mesajımı verdim sanıyorum...:-) Evlenmek isteyenlerin de dileklerinin en kısa sürede gerçekeşmesi dileğiyle... Mekan Ihlamur Kasrı olabilir ama enflasyonun daha düşük olduğu bir dönem seçilebilir. Bunlar kaçamak fotoğraflar daha iyisini yapabilirim söz. Bu söz de dostuma...!!! O anlamıştır...:-)
















Wednesday, September 23, 2009

İstanbul da Yaşam

İstanbul da Yaşam adlı fotoğraf yarışmasına katılmayı planlıyorum. O yüzden bu aralar İstanbulun çeşitli yerlerinde her fırsat da fotoğraf çekmeye çalışıyorum. Bu fotoğrafta denemelerimden bir tanesi. Fırsatım olursa bir ara kendisi ile konuşmayıda planlıyorum.

Monday, September 14, 2009

İstanbul da Bir Akşam




Sunday, September 13, 2009

balkonumdan


Yağan yağmurdan, insanların yaşadıkları dramdan ve sayamadığım birçok nedenden dolayı pek bir karamsarım.

Saturday, September 12, 2009

Çıralı-tekne gezisi-tatilden son kareler

tekne gezisi yazıları daha sonra...







Friday, September 11, 2009

Wednesday, September 9, 2009

Odile-Hotel-Çıralı









Bu yıl çıralıya ikinci defa gittik. Aslında farklı bir çok alternatif geliştirdik ama söz konusu deniz olunca ve Türkiye de tatil yapmak isteyince bu kesinlikle birkez daha Çıralı olsun dedik. Hoş datça-palamutbükü eşit ağırlıktaydı ama araba ile yolculuk yapmacağımız için birdahaki sefere dedik.

Çıralı da biz çoğunlukla Odile hotelde kalmayı tercih ediyoruz. Bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz.

Arcadia hotelde
de bir kez kalmıştık ama çok önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor çünkü sadece 6 odası olduğu için sürekli dolu.

Bu arada ramazan ayını çok seviyorum. 3 km. kumsalda en yoğun saatte bile toplasan 30 kişi vardı. Özellikle sabahın erken saatlerinde 7-10 arası bulunduğumuz alanda sadece 3 kişiydik. :-)

Çiçek fotoğrafını havuzun içinden çektim. Rüzgarla savrulan çiçekler mavi havuz suyunun üzerinde muhteşem görünüyordu.

İkinci fotoğrafta otelin bahçesinden tahtalı dağının görüntüsü var.

Bu arada Mayıs ayında nar çiçeklerini çekmiştim. Bu gittiğimizde narlar olmuştu.
Fotoğrafların tamamı odile otele ve sahiline ait.


About

.
 
google-site-verification: google6264df489a134469.html