Dün akşam the king's speech'i izlemeye gittik. Filmi konusundan dolayı çok beğendim. Geoffrey Rush süperdi.
Bu arada galleriada sinema keyfi bambaşka. Eskiden Emek sineması vardı. Lisede ve ünv.de gitmekten en zefk aldığım sinemaydı. Şimdi yerine kimbilir ne yapılacak. Hemen karşısınada beyoğlunun atmosferine uymayan devasa bir alışveriş merkezi. Haaayyy şu AVM fikrini çıkartan sivri akılının aklına diyorum....
skip to main |
skip to sidebar
Pages
Saturday, February 26, 2011
Wednesday, February 23, 2011
Rakamlar
2006 yılında unutulmaz bir tatil yapmıştık canım dostlarımla beraber. Bu fotoğraflarda o tatile ait. Daha öncede yayınlamış olabilirim.
Ama bugün rakamlar nedeniyle birdaha yayınlıyorum, biraz özlem,biraz sabır, biraz biraz biraz...:-)
5600 + 230 ve 374 + 70 = ?
Ama bugün rakamlar nedeniyle birdaha yayınlıyorum, biraz özlem,biraz sabır, biraz biraz biraz...:-)
5600 + 230 ve 374 + 70 = ?
Labels:
ondan bundan birazda benden
Monday, February 21, 2011
Polonezköy
Polonezköy fotoğraflarını ancak yayınlayabiliyorum. 3 km'lik çok güzel bir yürüyüş parkuru var. Özellikle Cumartesi sabahları çok boş oluyor. Bu mevsimde siklamenler, çiğdemler vardı. Polonezköyde sevdiğim yerlerden biride Hera'dır. Her özel günde çok güzel süslüyorlar. Yemekleri, yaklaşımları ve servisi de diğerlerine oranla daha iyi. Parkurun hemen başında olması ve dönüşte de sonunda olması ayrı bir avantaj tabiki:-)


Labels:
İstanbul,
ondan bundan birazda benden
Saturday, February 19, 2011
Minik cimcimenin doğumgünü
Minik cimcimenin gelecek ve minik basketbolcumun geçmiş doğum gününü kutladık. Pek bir eğlendik. Yemeklerin sunumu çok hoştu tatları eh işteydi. Birdahaki sefere birkaç deneme yapıp memnun kaldıktan sonra beğendiğim lezzetleri misafirlerime çıkartmaya karar verdim.
Gelelim doğumgünü el işlerime:-),
Balerin kızları Bercestenin sitesinde görmüştüm ve çok beğenmiştim. Ondan aldığım yola çıkarak kendi balerin kızlarımı yaptım.
Ama peçete halkaları fikri tamemen bana ait. Hazırlık ve koşturmadan diğer halka kızlarımın fotoğrafını çekmemişim. Olayın yapılışına geleyim, önce kurdeleden halka yaptım sonra konuklarıma uygun kız modellerini üzerlerine yapıştırdım. Süper oldular.
Gelelim doğumgünü el işlerime:-),
Balerin kızları Bercestenin sitesinde görmüştüm ve çok beğenmiştim. Ondan aldığım yola çıkarak kendi balerin kızlarımı yaptım.
Ama peçete halkaları fikri tamemen bana ait. Hazırlık ve koşturmadan diğer halka kızlarımın fotoğrafını çekmemişim. Olayın yapılışına geleyim, önce kurdeleden halka yaptım sonra konuklarıma uygun kız modellerini üzerlerine yapıştırdım. Süper oldular.
Labels:
ondan bundan birazda benden
Wednesday, February 16, 2011
Şeker-brükselden
Sevgili Yıldız haftasonu bize geldi. Çok mutlu olduk bizde onunla beraber kendimizi tatil yapmış gibi hissettik. Polonezköy, emirgan parkı gezdiğimiz yerlerden bir ikisi.:-)
Neyse efendim gelelim olaya Yıldızcım bu şekerleri Brükselden getirmiş. Tadları çok nefis yememek için kendimi zor tutuyorum çünkü arka planı değişik yeniden fotoğraf çekmek istiyorum:-) Bu arada herzamanki gibi hangisini yayınlayacağıma karar veremedim bende beğendiklerimi ekledim. Bir ara diğerlerini silerim:-)
thank you yıldız:-) yine görüşmek üzere en kısa sürede.:-)
Neyse efendim gelelim olaya Yıldızcım bu şekerleri Brükselden getirmiş. Tadları çok nefis yememek için kendimi zor tutuyorum çünkü arka planı değişik yeniden fotoğraf çekmek istiyorum:-) Bu arada herzamanki gibi hangisini yayınlayacağıma karar veremedim bende beğendiklerimi ekledim. Bir ara diğerlerini silerim:-)
thank you yıldız:-) yine görüşmek üzere en kısa sürede.:-)
Labels:
ondan bundan birazda benden
Friday, February 11, 2011
Sevgililer Günü- Happy Valentines
Monday, February 7, 2011
adalar
Kışı yaşadığımız bugünlerde bu görüntüler yazı hatırlatıyor değil mi? Pazar günü adalar bize bu havayı yaşattı.:-)
Derece 16C gösteriyordu bir ara!
Derece 16C gösteriyordu bir ara!
Saturday, February 5, 2011
Taksim Meydanı-Su
Bugün çok güzel bir gündü. Cem Canbay'ın Küba fotoğraf sergisini gezdik. Kendisi ile tanıştım ve Küba yolculuğu için öneriler aldım:-)
Taksim parkında bu fotoğrafları çektim.
Pera Cafe de tam tamında 2 saat oturarak keyif yaptık ve bir gezinin alt planını çizdik, tahmin edin artık o gezi nasıl bir gezi olacak. Planını çıkartmak 2 saat alıyorsa ki bu sadece hangi şehirler olmalı konusuydu:-)diğer şeyleri planlamak ne kadar zaman alacak:-) Şaka bir yana zor bölümü atlatıldı, diğer bölümler daha kolay olacak.:-)
Akan suyun arkasında silüet denemeleri yapmak istedim tam istediğim gibi olmadı, biraz teknik öğrenirsem daha iyi olacak:-)
Taksim parkında bu fotoğrafları çektim.
Pera Cafe de tam tamında 2 saat oturarak keyif yaptık ve bir gezinin alt planını çizdik, tahmin edin artık o gezi nasıl bir gezi olacak. Planını çıkartmak 2 saat alıyorsa ki bu sadece hangi şehirler olmalı konusuydu:-)diğer şeyleri planlamak ne kadar zaman alacak:-) Şaka bir yana zor bölümü atlatıldı, diğer bölümler daha kolay olacak.:-)
Akan suyun arkasında silüet denemeleri yapmak istedim tam istediğim gibi olmadı, biraz teknik öğrenirsem daha iyi olacak:-)
Labels:
ondan bundan birazda benden
Monday, January 31, 2011
Abant Gölü
İstanbula karın yağacı yok dedik ve düştük yollara. Hava durumunu yakından takip ediyordum ve haftasonu kar yağacağını biliyordum ama yinede acaba diyordum:-)
Yolda bir ara uyumuşum gözlerimi açınca inanamadım ağaç dallarının üzerinde bembeyaz muhteşem bir manzara vardı. Her yer kartpostal gibiydi.
Yinede belirtmeden edemeyeceğim hava her 20, 30 km de bir değişti. Bazı yerde kar yağdı bazı yerde yağmur bazı yerler ise kupkuruydu. İnanılmaz ama 150 km de böyle bir durum vardı.
Abanta gidişimiz hava yüzünden biraz uzun sürdü yaklaşık 4 saat 15 dk gibi ama dönüşte herşey silinmişti her yer kupkuruydu hatta abant gölünden kavşağa çıkan 22 km yolda bile karın izi kalmamıştı. Oysa hem oraya giderken hem oradan ayrıldığımızda göle kar yağıyordu ve dizimize kadar kar vardı. Havada değişti canım:-)
Bu arada hepimizin herzaman belirttiği gibi belirtmeden edemeyeceğim çünkü yakında abant milli parkı değil abant site göl evleri gibi birşey duyacağız.
22km boyunca evler, köşkler yapılmış, kavşağın orayada karşıklıklı kocaman iki alışveriş merkezi yapılıyor.OOHHH... dedim bir bunlar eksikti aman yapın alışveriş merkezleri olmadan nasıl yaşarız sonra!!!
Çok merak ediyorum bu yapılara izin verenler, bunları yapanlar ne düşünüyorlar. Zira yakında doğayı görmek için bir yere gidemeyeceğiz çünkü doğa kalmayacak.
Hele gölün etrafını patinaj yaparak gezmeye çalışanlara ne diyeyim ben. İn kardeşim arabadan, ayağını kara bas, yürü. Yok olmaz... Neyse hepsi gölün bir yerinde kitlendiler ve ilerleyemediler geri dönmek zorunda kaldılar. Gölün yarısından sonrası sadece Alius ve bana kaldı :-)
Yolda bir ara uyumuşum gözlerimi açınca inanamadım ağaç dallarının üzerinde bembeyaz muhteşem bir manzara vardı. Her yer kartpostal gibiydi.
Yinede belirtmeden edemeyeceğim hava her 20, 30 km de bir değişti. Bazı yerde kar yağdı bazı yerde yağmur bazı yerler ise kupkuruydu. İnanılmaz ama 150 km de böyle bir durum vardı.
Abanta gidişimiz hava yüzünden biraz uzun sürdü yaklaşık 4 saat 15 dk gibi ama dönüşte herşey silinmişti her yer kupkuruydu hatta abant gölünden kavşağa çıkan 22 km yolda bile karın izi kalmamıştı. Oysa hem oraya giderken hem oradan ayrıldığımızda göle kar yağıyordu ve dizimize kadar kar vardı. Havada değişti canım:-)
Bu arada hepimizin herzaman belirttiği gibi belirtmeden edemeyeceğim çünkü yakında abant milli parkı değil abant site göl evleri gibi birşey duyacağız.
22km boyunca evler, köşkler yapılmış, kavşağın orayada karşıklıklı kocaman iki alışveriş merkezi yapılıyor.OOHHH... dedim bir bunlar eksikti aman yapın alışveriş merkezleri olmadan nasıl yaşarız sonra!!!
Çok merak ediyorum bu yapılara izin verenler, bunları yapanlar ne düşünüyorlar. Zira yakında doğayı görmek için bir yere gidemeyeceğiz çünkü doğa kalmayacak.
Hele gölün etrafını patinaj yaparak gezmeye çalışanlara ne diyeyim ben. İn kardeşim arabadan, ayağını kara bas, yürü. Yok olmaz... Neyse hepsi gölün bir yerinde kitlendiler ve ilerleyemediler geri dönmek zorunda kaldılar. Gölün yarısından sonrası sadece Alius ve bana kaldı :-)
Friday, January 28, 2011
Fenerbahçe-Valencia Maçı
Dün akşam maça gittik. Tabiki Valencia'yı tutuyordum ama Fenerlilere çaktırmamak için sarı lacivert giyindim.
Önce pota arkasında oturuyorduk aman allahım iki deli geldi amaçları sadece bağırmak ve kavga çıkartmaktı kendilerine birkaç yandaş topladılar bu yüzden bizde ilk yarıyı ayakta seyrettik. Neyse ikinci yarıda yer değiştirdik daha sakin olduğunu düşündüğümüz bölgeye kaydık ve insan gibi oturarak maçı seyrettik.
Fotoğraflardan birtanesi net değil ama çok komik bulduğum için yayınlıyorum.:-)
Önce pota arkasında oturuyorduk aman allahım iki deli geldi amaçları sadece bağırmak ve kavga çıkartmaktı kendilerine birkaç yandaş topladılar bu yüzden bizde ilk yarıyı ayakta seyrettik. Neyse ikinci yarıda yer değiştirdik daha sakin olduğunu düşündüğümüz bölgeye kaydık ve insan gibi oturarak maçı seyrettik.
Fotoğraflardan birtanesi net değil ama çok komik bulduğum için yayınlıyorum.:-)
Tuesday, January 25, 2011
Serra İtalya dan Bildiriyor...
Serra arkadaşım İtalya dan bildiriyor, hava güneşli yaşamak keyifli...:-)
Onu bu hayali gerçekleştirmesi için çok destekledim, bir yandan kendimde bu hayali gerçekleştirmek istiyorum tabiki belki bu bir ömür boyu olmayacak ama olsun kısa bir süre için planlarımı şimdiden yaptım. 2012 arzu gider:-)
Onu bu hayali gerçekleştirmesi için çok destekledim, bir yandan kendimde bu hayali gerçekleştirmek istiyorum tabiki belki bu bir ömür boyu olmayacak ama olsun kısa bir süre için planlarımı şimdiden yaptım. 2012 arzu gider:-)
Sunday, January 23, 2011
siyah beyaz rumeli
Artık pek uzun yazmıyorum. Rumeli Hisarı fotoğraflarım hayattan çalınan bir güne aittir. :-) Herşeyi ile güzel bir gündü. İçeriye adımınızı atar atmaz bambaşka bir boyutuna geçiyorsunuz, sesizlik ve huzur kaplıyor her yanınnızı.
Her basmağı tırmandım ayak basmadık yer bırakmadım.:-) Güzel bir anteraman deneyin pişman olmayacaksınız.:-)
Her basmağı tırmandım ayak basmadık yer bırakmadım.:-) Güzel bir anteraman deneyin pişman olmayacaksınız.:-)
Saturday, January 22, 2011
Rumeli Hisarı
Hava sisli olmasaydı nefis olacaktı. Ama İstanbul buradan bakınca gerçekten çok güzeldi ve huzurluydu.
İstanbul Sarıyer'de bulunan Rumeli Hisarı, 30 dönümlük bir alanı kapsamaktadır. Anadolu Hisarı'nın karşısında İstanbul Boğazı'nın 600 metrelik en dar ve akıntılı kısmında, uzaktan bakıldığı zaman eski harflerle Muhammed biçiminde okunacak şekilde inşa edilmiş bir hisardır. 139 gün gibi kısa bir sürede tamamlanan hisarın üç büyük kulesi, dünyanın en büyük kale burçlarına sahiptir.
Rumelihisarı'nın adı Fatih vakfiyelerinde Kulle-i Cedide; Neşri tarihinde Yenice Hisar; Kemalpaşazade, Aşıkpaşazade ve Nişancı tarihlerinde Boğazkesen Hisarı olarak geçmektedir. Bu adı Dukas "Kefalokoptis" biçiminde kullanmışsa da, ondan başka hiç kimse bu adı kullanmamıştır.
Hisarın inşaasına 15 Nisan 1452'de başlanmıştır. İş bölümü yapılarak her bölümün inşaası bir paşanın denetimine verilmiş, deniz tarafına düşen bölümün inşaasını da Fatih Sultan Mehmet bizzat kendisi üstlenmiştir. Denizden bakıldığında sağ taraftaki kulenin yapımına Saruca Paşa, sol taraftakinin yapımına Zağnos Paşa, kıyıdaki kulenin yapımına da Halil Paşa nezaret etmiştir. Buralardaki kuleler de bu paşaların adlarını taşımaktadırlar. Hisarın inşaası 31 Ağustos 1452'de tamamlanmıştır.
Hisarın yapımda kullanılan keresteler İznik ve Karadeniz Ereğlisi'nden, taşlar ve kireç Anadolu'nun değişik yerlerinden ve spoliler (devşirme parça taş) çevredeki harap Bizans yapılarından temin edilmiştir. Mimar E. H. Ayverdi'ye göre hisarın yapımında yaklaşık olarak 300 usta, 700-800 amele, 200 arabacı, kayıkçı, nakliyeci ve diğer tayfa çalışmıştır. 60,000 metrekare alanı kapsayan eserin kargir hacmi yaklaşık 57,700 metreküptür.
Rumelihisarı'nın Saruca Paşa, Halil Paşa ve Zağanos Paşa adlarında üç büyük ve Küçük Zağanos Paşa adında bir ufak toplam dört kulesi ile 13 adet irili ufaklı burcu bulunmaktadır. Zemin katları ile birlikte Saruca Paşa ve Halil Paşa kuleleri 9 katlı, Zağanos Paşa Kulesi ise 8 katlıdır. Saruca Paşa Kulesi'nin çapı 23,30 metre, duvar kalınlığı 7 metre, yüksekliği ise 28 metredir. Zağanos Paşa Kulesi'nin çapı 26,70 metre, duvar kalınlığı 5,70 metre, yüksekliği ise 21 metredir. Halil Paşa Kulesi'nin çapı 23,30 metre, duvar kalınlığı 6,5 metre ve yüksekliği de 22 metredir.
Hisarın büyük kuleleri birleştiren çevirme duvarlarının kuzeyden güneye uzunluğu 250 metre, doğudan batıya uzunluğu ise 125 metredir. Dağ Kapısı, Dizdar Kapısı, Hisarpeçe Kapısı ve Sel Kapısı olmak üzere 4 ana ve Mezarlık Kapısı adlı bir tali kapısı vardır. Güneye bakan kulenin yakınında, cephane ve erzak mahzenlerine giden yolların ucunda, 2 gizli kapısı da bulunmaktadır. Biri tıkalı iki su mecrası, ikisi kaybolmuş üç çeşmesi vardır. Camiden günümüze yalnızca yıkık minaresi kalmıştır.
Rumeli Hisarı, 1509 depreminde büyük zarar görmüş ancak hemen onarılmıştır. 1746 yılında çıkan yangında ahşap kısmı harap olmuştur. Hisar tekrar III. Selim (1789-1807) döneminde onarılmıştır. Hisarın kulelerini örten ahşap külahlar yıkılınca, kale içi küçük ahşap evlerle dolmuştur. 1953 yılında cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın talimatı ile üç Türk bayan mimar Cahide Tamer, Selma Emler ve Mualla Anhegger-Eyüboğlu hisarın onarımı için gerekli çalışmaları başlatmış, kale içindeki ahşap evler kamulaştırılarak yıkılmış ve restorasyon gerçekleştirilmiştir.
Rumeli Hisarı bugün müze ve açık hava tiyatrosu olarak kullanılmaktadır. Hisarda açık teşhir yapılmakta, sergi salonu bulunmamaktadır. Toplar, gülleler ve Haliç'i kapattığı söylenen zincirin bir parçasından oluşan eserler, bahçede sergilenmektedir.
Rumeli Hisarı ayrıca İstanbul'un Sarıyer ilçesine bağlı bir semttir. Her yılın yaz döneminde konserlerin başladığı mekan olarak da bilinir. Ayrıca çok sayıda balık restoranı mevcuttur.
İstanbul Sarıyer'de bulunan Rumeli Hisarı, 30 dönümlük bir alanı kapsamaktadır. Anadolu Hisarı'nın karşısında İstanbul Boğazı'nın 600 metrelik en dar ve akıntılı kısmında, uzaktan bakıldığı zaman eski harflerle Muhammed biçiminde okunacak şekilde inşa edilmiş bir hisardır. 139 gün gibi kısa bir sürede tamamlanan hisarın üç büyük kulesi, dünyanın en büyük kale burçlarına sahiptir.
Rumelihisarı'nın adı Fatih vakfiyelerinde Kulle-i Cedide; Neşri tarihinde Yenice Hisar; Kemalpaşazade, Aşıkpaşazade ve Nişancı tarihlerinde Boğazkesen Hisarı olarak geçmektedir. Bu adı Dukas "Kefalokoptis" biçiminde kullanmışsa da, ondan başka hiç kimse bu adı kullanmamıştır.
Hisarın inşaasına 15 Nisan 1452'de başlanmıştır. İş bölümü yapılarak her bölümün inşaası bir paşanın denetimine verilmiş, deniz tarafına düşen bölümün inşaasını da Fatih Sultan Mehmet bizzat kendisi üstlenmiştir. Denizden bakıldığında sağ taraftaki kulenin yapımına Saruca Paşa, sol taraftakinin yapımına Zağnos Paşa, kıyıdaki kulenin yapımına da Halil Paşa nezaret etmiştir. Buralardaki kuleler de bu paşaların adlarını taşımaktadırlar. Hisarın inşaası 31 Ağustos 1452'de tamamlanmıştır.
Hisarın yapımda kullanılan keresteler İznik ve Karadeniz Ereğlisi'nden, taşlar ve kireç Anadolu'nun değişik yerlerinden ve spoliler (devşirme parça taş) çevredeki harap Bizans yapılarından temin edilmiştir. Mimar E. H. Ayverdi'ye göre hisarın yapımında yaklaşık olarak 300 usta, 700-800 amele, 200 arabacı, kayıkçı, nakliyeci ve diğer tayfa çalışmıştır. 60,000 metrekare alanı kapsayan eserin kargir hacmi yaklaşık 57,700 metreküptür.
Rumelihisarı'nın Saruca Paşa, Halil Paşa ve Zağanos Paşa adlarında üç büyük ve Küçük Zağanos Paşa adında bir ufak toplam dört kulesi ile 13 adet irili ufaklı burcu bulunmaktadır. Zemin katları ile birlikte Saruca Paşa ve Halil Paşa kuleleri 9 katlı, Zağanos Paşa Kulesi ise 8 katlıdır. Saruca Paşa Kulesi'nin çapı 23,30 metre, duvar kalınlığı 7 metre, yüksekliği ise 28 metredir. Zağanos Paşa Kulesi'nin çapı 26,70 metre, duvar kalınlığı 5,70 metre, yüksekliği ise 21 metredir. Halil Paşa Kulesi'nin çapı 23,30 metre, duvar kalınlığı 6,5 metre ve yüksekliği de 22 metredir.
Hisarın büyük kuleleri birleştiren çevirme duvarlarının kuzeyden güneye uzunluğu 250 metre, doğudan batıya uzunluğu ise 125 metredir. Dağ Kapısı, Dizdar Kapısı, Hisarpeçe Kapısı ve Sel Kapısı olmak üzere 4 ana ve Mezarlık Kapısı adlı bir tali kapısı vardır. Güneye bakan kulenin yakınında, cephane ve erzak mahzenlerine giden yolların ucunda, 2 gizli kapısı da bulunmaktadır. Biri tıkalı iki su mecrası, ikisi kaybolmuş üç çeşmesi vardır. Camiden günümüze yalnızca yıkık minaresi kalmıştır.
Rumeli Hisarı, 1509 depreminde büyük zarar görmüş ancak hemen onarılmıştır. 1746 yılında çıkan yangında ahşap kısmı harap olmuştur. Hisar tekrar III. Selim (1789-1807) döneminde onarılmıştır. Hisarın kulelerini örten ahşap külahlar yıkılınca, kale içi küçük ahşap evlerle dolmuştur. 1953 yılında cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın talimatı ile üç Türk bayan mimar Cahide Tamer, Selma Emler ve Mualla Anhegger-Eyüboğlu hisarın onarımı için gerekli çalışmaları başlatmış, kale içindeki ahşap evler kamulaştırılarak yıkılmış ve restorasyon gerçekleştirilmiştir.
Rumeli Hisarı bugün müze ve açık hava tiyatrosu olarak kullanılmaktadır. Hisarda açık teşhir yapılmakta, sergi salonu bulunmamaktadır. Toplar, gülleler ve Haliç'i kapattığı söylenen zincirin bir parçasından oluşan eserler, bahçede sergilenmektedir.
Rumeli Hisarı ayrıca İstanbul'un Sarıyer ilçesine bağlı bir semttir. Her yılın yaz döneminde konserlerin başladığı mekan olarak da bilinir. Ayrıca çok sayıda balık restoranı mevcuttur.
About
.
Search This Blog
About Me
Translate
Popular Posts
-
Evet son bölüme geldik. Eskişehir belediye başkanı gerçekten çalışıyor ve yoktan bazı şeyleri var etmiş. Aslında kendisi ne görmek istiyorsa...
-
Aşağıda görünen pasta tarafımdan çok özenle seçilmiştir!!! Binlerce pasta arasından bu pastaya hayran oldum...:-)) bu yazıda devam edecek......
-
Bu blog tam 3 yaşında...:-) Kahve içerken aldığım keyif bir başkadır benim için...Blogumdaki yazılarında öyle olmasını arzu ediyorum... ...
-
Cumartesi gününü kısaca özetlemek istiyorum, yoksa çok pasif olduğumu düşünerek kendimi yiyip bitireceğim. Annem ve Behzar ablayla beraber E...
-
Bu haftasonu epey bir kaza ve rahatsızlık geçirdim... Önce sağ bacağım ağrıdı...Tam o geçti dereken üzerine düştüm... iki dizimden derin da...
-
Bozcaadanın tüm koyları çok güzeldi. En güzel yanıda Mayıs ayında denize girmekti. İlk dalışta su buz gibi şok etkisi yapsada sonradan alı...
-
Evet tam tamına bir hafta kaldı... O yüzden çok fazla yazamıyorum. Beni bağışlamanızı ümit ediyorum... En kısa sürede görüşmek üzere...
-
Gezinin 4.günündeyiz. Gezeceğimiz 3 gölden ilki. Orta gölü diğer göller kadar ünlü değil. Araştırırken Orta San Giulio'yu buldum. Burası...
Yasal Uyarı
Fotoğrafların korunması konusu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) m.84′de düzenlenmiştir. "Bir işareti, resim veya sesi, bunları nakle yarıyan bir alet üzerine tesbit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan yahut yayan kimse, aynı işaretin, resmin veya sesin 3 üncü bir kişi tarafından aynı vasıtadan faydalanılmak suretiyle çoğaltılmasını veya yayımlanmasını menedebilir.
Fotoğrafların telif hakkı acupofcaffeine aittir. İzinsiz kullanımı durumunda her türlü yasal yola başvurulacaktır.
Blog Archive
geziyorum
Labels
- adalar (34)
- adana (1)
- akyaka (1)
- alaçatı (7)
- almanya (2)
- Amsterdam-Belçika (3)
- ankara (3)
- antakya (1)
- Antalya (10)
- assos (1)
- avusturya (9)
- ayvalık (4)
- baden baden (1)
- bafa gölü (2)
- batum (2)
- bodrum (1)
- bolu (2)
- bozcaada (3)
- bulgaristan (1)
- bursa (12)
- çatalca (7)
- çeşme (2)
- chios (4)
- Çıralı (5)
- colmar (1)
- cumalıkızık (1)
- cunda (5)
- dalyan (1)
- datça (7)
- doğu karadeniz (4)
- efes (1)
- eqisheim (1)
- fethiye (4)
- foça (3)
- Fransa (21)
- geziyorum (486)
- göcek (2)
- Gökçeada (6)
- gölyazı (2)
- greece (4)
- hiç. (1)
- iğneada (4)
- ispanya (11)
- ist (1)
- İstanbul (152)
- İstek-hikaye (2)
- italya (22)
- izmir (2)
- iznik (4)
- kapadokya (12)
- karadeniz (6)
- karagöl (1)
- kıbrıs (6)
- ku (1)
- kutlama (1)
- lavanta (1)
- likya yolu (5)
- linklerim (2)
- manyas (1)
- manyas kus cenneti (4)
- marmaris (1)
- okuyalım öğrenelim (27)
- ondan bundan birazda benden (351)
- pamukkale (1)
- polonezköy (3)
- Prag (3)
- romanya (1)
- safranbolu (3)
- sanatsal etkinliklerim (51)
- sapanca (1)
- Semtler (58)
- side (4)
- sinop (6)
- şirince (1)
- sofya (1)
- taraklı (2)
- tasarım (3)
- türkiye (181)
- uçmakdere (1)
- Ukrayna (9)
- urla (1)
- yalova (1)
- yaşam (14)
- yeme içme (1)
- yemeklerim (13)
- yunanistan (10)
sevdiklerim
mutfaktan nefis kokular geliyor
Yeni Eklenenler
Search this blog
Followers
Powered by Blogger.
Copyright (c) 2010 A CUP OF CAFFEINE. Design by WPThemes Expert
Blogger Templates, Grocery Coupons and Daily Fantasy Sports.



