Fotoğraf Makinesi Çantam

Efendim tanıştırayım. Yeni fotoğraf makinem ve çantası. Çantasını da amazondan aldım. Cicili bici şeylere pek meraklıyım.:-) Özellikle de üzerinde hayvan figürleri olanlara bayılıyorum. Kokoş biri değilim . Yani öyle orasında burasında taşlar olacak, pullar,tüyler olacak bana göre değil. Ama biraz da öyle olmak fena olmazdı!! Bazen elim gidiyor. Elime alıyorum, üzerime tutuyorum, bambaşka bir insan görüyorum ve tanrım bu ben olamam deyip hemen bırakıyorum.:-( of ki offluk bir durum bu...:-)60 ında belki kafama tüy takar dolanırım kimbilir. Şöyle en taşlısından pulusundan bir bluzla...:-)
Bunları sabah sabah neden yazdığım konusunda bir fikrim yok. Amaç çantamı tanıştırmaktı...:-)

Read Users' Comments (5)

Zeyrekhane, Pier Loti

Bugün akşam üzeri Zeyrekhaneye gittik. Hoş bir yer. Tavsiye edilir. Özellikle yaz mevsiminde...ve gün batımında.... Biz gittiğimizde bir bakanla röportaj yapılıyordu. Allahım acaba hangisi daha kötü dedim!!! ...
Neyse buradan çıkınca birde pier loti yapıp gece ışıklarını çekelim dedik. İşte bir pazar da böylece geçti gitti.
Zeyrekahane:
Sağında Şehzade başı külliyesi, solunda Süleymaniye ve Ayasofya, karşısında Topkapı Sarayı'nın kubbeleri, yanında Marmara ve onun ardında Üsküdar ile sol tarafında Galata ve Beyoğlu... 118 yılında Bizans İmparatoru Ioannes II Kommenos ve eşi tarafından vakfedilen Pantokrator Manastırı'nın bir parçası olan Zeyrekhane'de tarihe doyacaksınız. Pembe renkli harçla işlenen taş duvarar ve kemerli büyük pencereler, Anadolu'nun çeşitli yerlerinden ve İstanbul'daki eskicilerden derkenen pilavlıklar gülabdanlar, kavukluklar, dua levhaları, şamdanlar, kandiller ve daha pek çok aksesuarla Zeyrekhane'de Osmanlı tarihiyle iç içe keyifli anlar yaşayacaksınız. İstanbul'un tarihi semtlerinden Zeyrek'te hizmet veren Zeyrekhane'nin büyük kemerli pencerelerinden süzülen ışıkla, Türk mutfağından seçme yemeklerinizi mistik bir atmosferde yeme olanağı bulabilirsiniz. Eski Elişi örtüler para keseleri ve camaltı resimlerle renklendirilen tuvalelerine kadar, mekanın her yerinde tarihin yaşadığını hissedeceksiniz. Haliç'ten Süleymaniye'ye kadar İstanbul'u panoramik bir bakışla seyretmek ve Türk mutfağının en özgün yemeklerinden tatmanız için Zeyrekhane sizleri bekliyor.
Bu bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.














Read Users' Comments (8)

Yesilköy Sahili







Bugün hava biraz ılındı. Bizde akşam üzeri kendimizi Yeşilköy sahiline attık. Birazda panaroma denemek istedim...
Kedi bize pek bir poz verdi...:-)
Bu arada fotoğrafların büyük boyu için fotoğrafın üzerini çift tıklamanız yeterli...

Read Users' Comments (6)

Paparazi A. :-) 28.01.2010




Bu aralar yeni fotoğraf makinamı deniyorum. Ama sadece zoom'unu. :-) Zira havalar kötü olduğu için ve çantası da henüz gelmediği için yanıma alamıyorum. O yüzden bende balkondan kuş paparaziliği yapıyorum...:-)
Orkide fotoğrafını evde yattığım yerden çektim. Hemde easy mode da. Kısacası sonuçları şimdilik fena gözükmüyor. Bakalım alışabilecekmiyim....:-)
İstanbul da kar sonunda bitti. Yağmur da yerdekileri temizledi. Ooohhh... hep beraber çıktık açık alana...:-)Yaşasın. Bu demek oluyor ki bu bahar güzel olacak ve ağaçların çok çiçekleri çok açacak...

Read Users' Comments (5)

Bu sabah kar var İstanbulda-23.01.2010

Bu sabah behzar ablamla nefis bir kahvaltı yaptık. O kadar çok kar yağıyordu ki boğaz manzarımız sislerin içinde kaybolmuştu. Bu yüzden bana da çiçekleri çekmek kaldı. İki fotoğrafı Sony HX1 la diğerlerini canım Canonumla çektim...
Yolda çok kaza vardı. Yerler buz tutmuştu. İnsancıklar alışveriş merkezlerinde ekmeğe saldırmışlar ekmek kalmamış hiç bir yerde...İyi ki yağdın kar...:-)





Read Users' Comments (7)

Papağanlar-21.01.2010

Bu sabah saat 7:20 gibi bizim evin önünde çektim bu fotoğrafı. Bu sevgili papağanları baharda ağaçların yeşilinden pek fazla göremiyoruz. Ağaçlar yapraklarını dökünce bizimkiler de ortaya çıktı.


Biraz da papağanlar hakkında bilgi:
Ayakları kısa ve ikisi önde, ikisi arkada olmak üzere dört parmağa sahiptir. Ön parmakların dipleri kısa bir zarla birbirine bağlıdır. Arkaya yönelik birinci ve dördüncü parmak geriden kavrar ve gaganın yardımı ile çeviklikle tırmanabilir. Tırmanma anında gagalarını üçüncü bir ayak gibi kullanma özelliklerinden dolayı en iyi tırmanıcı kuşlar olarak kabul edilirler.

Kalın ve kıvrık üst gaga hareketlidir. Alt gaga ise yiyecekleri kırmada tabla vazifesi görür. Dil, kalın ve etlidir. Aynı zamanda dokunma organı görevini de yapar.

Papağanların kanatları nispeten kısadır. Bununla beraber, Yeni Zelanda papağanı hariç hepsi iyi uçucudur. Genelde çift veya grup halinde çığlık çığlığa uçarlar. Avustralya'da yaşayan kakadular, binlerce fertten meydana gelen sürüler halinde seyahat ederler.

Beslenirken veya dinlenirken çok sakindirler. Yeşil renklileri o kadar iyi kamufle olur ki, çoğu zaman farkedilmezler. Tüyleri yeşil hakim olmak üzere kırmızı, mavi, sarı, beyaz ve siyah olabilir.Papağanın konuşma özellığı fazla olmasından , insanların dediğini tekrarlayan kuş türüdür.

Read Users' Comments (6)

Sergiler-Cihangir-Çukurcuma-Otto

Bugün İstanbul da hava yağışlıydı, bizde sergilere gittik. İlk olarak, Galeri İnSitu'da Philippe Pache'nin "Figür ve Işık fotoğraf sergisi"ni gezdik. Siyah beyaz fotoğrafların bazıları ilginçti. Benim beğendiğim fotoğrafta 2500 Euroya alıcı bulmuştu.
Bu serginin yanında White mill cafe var. Önünden nerdeyse hergün geçiyorum. Ama bu sefer serginin arka odasından cafenin arka bahçesini gördüm. Bu yaz hergün gideceğim mekan belli oldu. :-)
Bu sergiden sonra çukurcuma da antikacıları dolandık. Ne kadar güzel yerler açılmış, en kısa sürede güneşli bir havada buralara tekrar gidilecek ve fotoğraf çekilecektir. Aşağıdaki ikinci fotoğraf bir antikacının kapısının üstündeki duvara aittif. Fotoğrafı biraz işledim.
Çok güzel yeme içme yerleri vardı, "kedi", "aşağıya in bak" bunlardan bir kaçı, yemekler denendikten sonra bilgi verilecektir.
Daha sonra Fotoğraf Evinde Şinasi Barutçu Fotoğraf yarışması sergisi vardı. Yarışmacılardan birisine ait Gazete okuyan yaşlı bir adamın siyah beyaz çalışması çoook güzeldi.
Bu sergiden sonra Yapı Kredi sanat galerisinde bir tane daha sergiye gittik. Ama ben hiç birşey anlamadım. Hiç güzel değildi, girmemizle çıkmamız bir oldu.
Karnımız acıktığı için Santral İstanbul'a doğru yola çıktık. Otto'da nefis pizzaları midemize indirdik...Ooohh... süperdi. Bir sergi daha gezecek halimiz kalmadığı için bugünü tamamladık.


 

 

 

 
Posted by Picasa

Read Users' Comments (7)

01.01.2010 -yeni yılın ilk günü

İstanbulu, yaşayanları uyanmadan seviyorum. Bu sabah klasik yeni yılın ilk günü kahvaltısını yapmak için yola çıktık. Mekan Emirgan-çınaraltıydı. Cafe'nin ismini değiştirmişler, üsrünü kapatmışlar (bizim bölüm açıktı, birkısmı hala açık) ama önemli değil. Tıka basa yedikten sonra Emirgan Parkına çıktık. Hava öyle güzeldi ki, montları fora yaptık. :-) Yılın ilk günü Yürümek çok iyi geldi.
Nazar boncukları bu yıla nazar değmesin, 3 dileğim gerçekleşsin. Kırmızı çiçekler renk olsun olayı. Kırmızı ev, işte böyle bir yerde yaşamak istiyorum. Kocaman bahçeli. Atlara gelince, 2010 yılında ders alacağım yada en azından 1-2 kez bineceğim. Kızlara çok özendim, hem müzik dinliyolardı, hemde yavaş yavaş antereman yapıyorlardı (mekan istanbul atlı kulübü). Sarı köşk, emirgan parkının incisi. İşte böyle bir yıl daha başladı.Hadi bakalım, güzel şeyler olsun. Bol bol düğün organizasyonu yapmak istiyorum, bekar arkadaşlarıma duyrulur...:-)








Read Users' Comments (3)

2009 un son günü

Bu çokta iyi geçmeyen yılı, en güzel şeyle kapatmak istedim. Bu minik kuzucuk, yiğenimus, Mr.Mertus. Kendisini herşeyden çok seviyorum. Dünyadaki en tatlı bıcırığımın yüzünden gülümseme hiç eksik olmasın.

Read Users' Comments (3)

Taksim Gündüz-Gece




Bu sabah öylesine Tasim- İstiklal caddesinin girişinde fotoğraf çektim. Sonra iş dönüşü tesadüf bu ya aynı noktadan fotoğraf çekmişim. Dolasıyla bu post çıktı. Taksim gece-gündüz... İstiklal Cad. çok seviyorum. Özelliklede Galatasaraydan, Tünele doğru olan bölgesini. Bundan 15 yıl önce cad. daha güzeldi. Vitrinler daha şıktı. Vakko ayrı bir hava katıyordu (özelliklede yeni yıl süslemesi), sonra ahşap dekorasyonlu Beymen vardı... Şimdi ise ucuz ve işe yaramaz tüketim anlayışının yaygınlaşmaya başlamasıyla pazar yerine dönen dükkanlar çoğalmaya başladı. Yine de her milletden insanın dolaştığı, zengini, yoksulu, öğrencisi, emeklisi, işçisi, patronu ile İstiklal cad. her daim farklı bir güzel... :-) (En azından 1 kaç yıl daha.....:-( )



Melekler de yeni yıl dekorumun bir parçası olsun dedim. Bu yıl en çok bu hareketleri yaptım da...:-)

Read Users' Comments (8)

Yeni Yıl Mesajı- Güle Güle 2009

here's to a wonderful New Year
and a warm adieu
to the old!

here's to happiness, good times, good cheer ,
and the many joys to Unfold!




Bir yıl daha bitti. Her yılın sonunda bu yıl nasıl geçti diye bir analiz yaparım. Bu yıl bunu yapmayacağım. Özetle 2009 için şunları söylemek istiyorum:
1.2009 yılı çok hızlı geçti. Speedy Gonzales gibiydi. Ne olduğunu hiç anlamadım.
2.2008 yılı biterken 2009 yılından çok önemli 3 dilek dilemiştim. 3 de gerçekleşmedi. (Sana söylüyorum 2009 hala şansın var, 9 gün kaldı . Rica etsem giderken şu 3 dileğimi gerçekleştirirmisin). Yoksa 2010 yılından aynı şeyleri dilemek zorunda kalacağım ve yeni dilekte bulunamayacağım…:( O yüzden PLEASE....:-)


HAPPY NEW YEAR!, MUTLU YILLAR!, GLÜCKLİCHES NEUES JAHR!, GËZUAR VİTİN E Rİ!, ЧЕСТИТА НОВА ГОДИНА, ŠŤASTNÝ NOVÝ ROK, 恭賀新禧, GODT NYTÅR, ONNELLISTA UUTTA VUOTTA, BONNE ANNÉE!, BLWYDDYN NEWYDD DDA, FELIZ ANO NOVO, SRETNA NOVA GODİNA!, ATHBHLIAIN FAOI SHÉAN, ¡FELIZ AÑO NUEVO!, GOTT NYTT ÅR!, BUON ANNO!, 明けましておめでとうございます!, ΕΥΤΥΧΈΣ ΤΟ ΝΈΟ ΈΤΟΣ!

Read Users' Comments (0)

Kaz Dağları- Son Bölüm, Konaklama-Yeme-İçme

yazılar sonra...






Read Users' Comments (2)

Kaz Dağları- 5.Bölüm-Civar Köyler

Assos'dan Babakale'ye doğru digerken 11. km 'de Bektaş Köyü çıkacak karşınıza. Bektaş Köyü'ne girmeden sola dönüp denize doğru 3,5 km gittiğinizde Sivrice Koyu'na ulaşacaksınız.

Denize indiğinizde sağa doğru giden sahil yolunu takip ederseniz Sokakağzı'na varacaksınız.

Bektaş köyünün aşağısında Berceste otel bulunuyor (10 numaralı fotoğraf). Etrafında hiç birşey yok, süper... Oradan devam ederseniz, büyük bahçelerin içinde gizlenmiş güzel bir kaç butik otel daha göreceksiniz.
Yolda ilerlerken Sivrice deniz feneri tabelasını göreceksiniz, toprak yolda az bir ilerledikten sonra fenere varacaksınız.
Bu fenerin bir de kütüphanesi var.
“2009 yılında Sivrice Deniz Feneri’nin kulesini Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, binaları onarılmış Fener bekçisinin kaldığı mekanı kütüphaneye dönüştürülmüş. Böylece, şimdilik yaklaşık 500 kitaptan oluşan ‘Sivrice Deniz Feneri Kütüphanesi’ kurulmuş.”
O yola devam ederseniz ki biz etmedik (çünkü çok bozuktu) Okan motele ulaşıyorsunuz.
Stephan daha da ilerlemiş ve çok güzel yerlerle karşılaştığını söyledi. Ama onun jeep’i vardı...
(1,2,3 numaralı fotoğraflar sivriceye ait.),

Sokakağzı sahilinin sonunda birazcık çirkin bir bina var. Ama olsun ne yapalım olacak okadar.

Sivrice çok bakir bir yer, Süper. Salaş ama bir o kadar da samimi. Enteller, keyifçiler, yemekçiler hepsi buradaydı. Bahar da hoş olur. Yazı bilmem çünkü denizin hemen kenarı....

4-5 inci fotoğraflar Küçük çetmi ye ait. Bu köyde çok fazla bir şey yok. Ama yinede güzel. Yanlız ulusoylar tepede iğrenç betondan bir villa inşa ediyorlar... çookk yazzzıkkk...

6-7-8 inci fotoğraflar Pınarbaşı köyüne ait. Bu köyde sıradan bir köy. Ama köy yolunda uçurumoba var. Sahipleri öğretmen. Çok güleryüzlü insanlar mve çok temizler. Biz burada gözleme yedik(kaşarlı-patatesli) ayranı ile birlikte tavsiye edilir. Hocaya sorduk nereden yağ alınır diye. Bir köy evini gösterdi bizde oraya doğru yola koyulduk.

9 fotoğraf. Tahtakuşlar etnografya müzesine ait. Müzede çok bir şey yok. Ama müze görevlisi ve müze bekçisinin hevesle anlatımlarını dinlemek için gidilir diyorum. Süper iyi insanlar, süper...

11. fotoğraf, koyunevi. Ah...ah... bu uzun bir yol. Yolun haritasını bir ara veririm. O yolda yer alıyor. Yol çook güzel. Köyü bilmiyorum yoldan fotoğrafını çektim.

Gezinin sonuna geliyoruz.

Yarın kalma, yeme içme olayı...















Read Users' Comments (4)

Kaz Dağları- 4.Bölüm

Kaz dağları rotamız, Hasan boğuldu göleti, Sütüven Şelalesi ve Kaz dağları Milli Parkı, Sarıkız dı.

Akçay ve Kızılkeçiliyi geçtikten sonra zeytinlik sapağından saptık ve güzel bir dağ yolunda ilerledik yolun sonunda yol ikiye ayrılıyordu, biri kaz dağları milli parkına diğeri hasan boğuldu’ya gidiyordu.
Biz Hasan boğuldu tarafında ilerledik ve parkın içine girdik. (Yazın buraya giden arkadaşlarımız mangalcıların dumanını görünce tabi ki Hasan burada boğulur demişlerdi...!!) ama bizim şansımıza sadece pırıl pırıl bir hava vardı. Sular akıyordu ve sonbaharın o renkli büyüleyici güzelliği bizi çok etkiledi ne yalan söyleyelim...
Hasan Boğulduğunun hikayesine gelince.
Edremit de her Çarşamba günü Pazar kurulurmuş. Bizim hasan da bahçıvanmış, pazara taze, sebze, meyve götürürmüş. Bir gün Pazar da obalı bir kız görmüş kıza aşık olmuş. Her pazar günü karşılaşmışlar , hasan en taze sebzelerini emineye veriyormuş eminede en taze sütü peyniri hasana ikram ediyormuş , zamanla aşkları derinleşmiş ve evlenmeye karar vermişler. Emine ailesine açılmış. Ama ailesi obalı olduğu için hasanın orada yapamayacağını idea etmiş. Ama emine ısrarcıymış. Bun üzerine aile demiş ki şu tuz çuvalını obaya kadar getirirse evlenirsiniz. Zira emine bir çıkışta çıkarabiliyormuş tuz çuvalını. Hasan kabul etmiş.
Tuz çuvalı ile yola koyulmuş, ama hava çok sıcakmış, tuz sırtını terletmeye ve yara açmaya başlamış. Hasan serinlemek için suya bırakmış kendini. Ertesi gün emine Hasanı aramaya çıkmış ama hasanın boğulduğu yer de yemenisine rastlamış, oda kendisini asmış.
İşte ikinci ve üçüncü fotoğraflar da gözüken yer Hasan boğuldu göleti. Sarı ağaçta herhalde emine ağcıdır...:-)
Sütüven şelalesine gelince, hikayesini bilmiyorum ama şelalenin önündeki köprüyü geçip karşı yolda sola doğru ilerleyin. Sonra nefis zeytin ağaçları ile dolu bir alana ulaşıyorsunuz. İşte oraları o kadar çok beğeniyorsunuz ki hemen sevdiklerinizi arayıp onları da oraya davet ediyorsunuz...:-)
İki çocuklu fotoğraf Beyoba köyünde çekildi.
Neyse geri dönüş ve kaz dağları milli parkına doğru yola çıkış.
Amacımız sarıkıza çıkmaktı. Girişte 75 ytl istiyorlardı. Ama saat 3:00 tü. Pek bir şey göremeyecektik. O yüzden bekçinin bize ikram ettiği çayı içtik ve arabayı orya park edip yan yoldan orman içinde yürümeye başladık. Son fotoğraflarda bu yürüyüş yoluna ait.
Sarıkıza rehbersiz çıkartmıyorlar. Eğer çıkacaksanız, tek araba ile çıkın ve aşağıdan rehber alın. Yada günübirlik turlardan birine katılabilirsiniz. 10:00 dan 16:30 a kadar olan bu turlar yemek dahil adam başı-45-50 arasında değişiyor.
Baharda biz ordayız...:-)



















Read Users' Comments (0)

Kaz Dağları- 3.Bölüm- Adatepe Köyü

En sevdiğim köy...
...Ama o Zeus'u da görüyordu
çok pınarlı İda'nın en yüksek doruğunda,
görünce de korku kaplıyordu yüreğini...
...Hera dosdoğru yürüdü Gargaros doruğuna,
İda'nın en yüksek tepesiydi bu....
İlyada,,HOMEROS

Adatepe, Ayvacık'a 35 km uzaklıkta bir köy. Çok güzel bir köy. Yeşilyurtdan farklı olarak yapılaşma biraz daha az. Konaklama için Adatepe pansiyonları ve hünnap han var. Adatepe pansiyonları hemen çınar altı kahvesinin arkasında. bahçesinde lavantaya benzeyen çiçekler vardı. bir gittiğimizde orada kalmayı planlayabilirim.

Zeus altarı köyün girişinde. Zeus altarını geçince yol ikiye ayrılıyor. Biri köyün içine diğeride adatepe çiftlik evlerine gidiyor.

Adatepe çiftlik evlerinin yolu toprak köy yolu. Hele sonlara doğru biraz daha kötüleşiyor. Ama yolun manzarası (orman içindeki bölümü) çok güzel. Adatepe çiftlik evleri ismi verilmiş ama biz sadece bir ev gördük oda kapalıydı. Kısacası pek bir şey görmedik desek daha doğru olur.

Adatepe'de dutdibi kahvesinde oturduk. Gözleme ve sigara böreği yedik. Sahibleri çok kibardı. Yediklerimizde çok lezzetliydi.
Çınaraltı kahvesinde de kahve içtik.

Adatepe'de birde Hüseyin Meral sanat evi var. Zeyinyağ satıyorlar, birde adatepenin eski fotoğraflarının yer aldığı ufak bir bölümleri var.

Oraya gittiğimizde Andrea Bocelli çalıyordu. Hemde en sevdiğim parçası. Sesi de epey bir açmışlardı. Bizde tam tepedeydik. Köyü bu muzik eşliğinde seyretmek harika oldu.
Kıskanabilirsiniz, izin veriyorum, çünkü gerçekten çok güzeldi.

Bunun dışında Adatepe de bir de Adatepe zeytinyağ fabrikası var ki söylemeden geçemeyeceğim. Taşları boyarak 20-30 Ytl2ye satıyorlar. Ama Assos da aynı taşlar 2 Ytl'di.

Köyde bunların dışında çok fazla bir şey yok ama benim en beğendiğim köy burası.

Bu köyü yaklaşık 10-15 yıl önce ziyaret etmiştim. O zamanlar Zeus Altar'ının çevresindeki ağaçlara bez parçası bağlayıp dilek diliyorlardı. Bunu görünce çok üzülmüştüm. Neyse bu sefer gittiğimde bez parçalarını görmedim ama altarın içine yüzlerce pet şişe atılmıştı. Kültürümüze ve değerlerimize gösterdiğimiz saygı her geçen yıl azalıyor, ne yazık ki ileride ne koruyacak nede göstererek para kazanacağımız hiç birşeyimiz kalmayacak. Sadece doğanın içine edilerek dikilmiş çirkin beton yığınları. Belki onlarda bir depremde yıkılırlar böylece geriye ne kalır bilmem.

Adatepe hakkında diğer bilgilere buradan http://adatepekoyu.com/ ulaşabilirsiniz. İyi geziler...



















Read Users' Comments (2)