Tuesday, July 20, 2010

Palamutbükü

Bu tatil çok güzel geçmedi. Göz kapağı enfeksiyonu olmuşum. Muğlada Güney göz hastanesine uğramak zorunda kaldık. Bir torba ilaçla ve denize girmeme tavsiyesi ile yolumuza devam ettik. Hoş ben denizgözlüğümü kullanarak yine denize girdim ama sürekli odaya giderek göz damlalarını damlatmak pek hoş olmadı. Zaten giderken bir de uçuk çıkmıştı. Her denize girdiğimde dudağımda kanadı. Of ki of luk bir durumdu. Sonra başka rahatsızlıklarda çıktı derken moralim iyicene bozuldu. Bir ara tüm bu sağlık sorunlarını bir kenara koydum ve sadece yatıp dinlendim. 2011 yılında daha iyi bir yaz geçirmenin hayallerini kurdum.
Nazar değmemesi için neler yapılması gerektiğini öğreneceğim.:-)
Fotoğraflar Palamutbüküne ait. Datçadan yaklaşık 20 km sonra. Çok güzel bir yer eskiden sadece keyif adamları gelirdi, şimdilerde çok farklı gruplardan insanlar var buda hoş değil tabiki. Doğası bozuluyor. Oraya uygun olmayan kocaman arabalar, onlar istiyork diye çirkin yapılar vs.
Umarım bir kaç yıl daha çok fazla bozulmadan devam eder.
Şimdi Yakaköyde birde sanat merkezi açıldı tam oldu. Köylülerin ellerinden badem tarlaları alınıyor yerine kardeniz işi çirkin evler dikiliyor. Umudumu yitirmedim birgün canım memleketimde herşey daha güzel olacak.
Not: Bu arada fotoğrafları büyük koyunca orjinal halini göstermiyor bazı yerlerini kesiyor, örneğin baykuşlu fotoğraf ve iskelede dede ile torunların olduğu fotoğraf. Bu dizi böyle oldu yine normal boyutda yayınlarım.




4 comments:

Basak said...

Fotoları görünce burasının palamut bükü olduğuna inanamadım. 10 yıl önce hiç bir mekan yoktu orada.

A cup of Caffein said...

@Başak,

8 yıldır gidiyoruz. Bir yıl çıralı diğer yıl datça (palamutbükü). Tabiki durum böyle olunca her görüşümüzde daha çok üzülüyoruz. Ciks tipler gelmeye başlamış. Onlar için yeni yerler açılmış. Birde hiçbirşeyden memnun değiller, açılan yerler para kazanmıyor onlar birdaha belkide gelmeyecekler çevre ve doğa kirlendiğinle kalıyor.
Biz doğal halini çok seviyorduk, insaları kirlenmemişti. Her gittiğimizde memnun ayrılıyorduk. Umarım bukdarla kalır ve bozulmaz.

Basak said...

Üzüldüm şimdi. Ama şaşırmadım. bodrum ve alaçatı'dan sonra sırada Datça ve Kaş var. bu son ikisinin en önemli özelliği ulaşım zorluklarıydı, o yüzden senelerdir korunmuşlardı bir miktar. Bilen ve gerçekten sakin takılmak isteyen gelirdi buralara. Bodum ve Alaçtı2nın da bozulmasına sebep olan kötü bir İstanbullu turist profili var, tabii sözüm mecliten dışarı, her İstanbullu böyle değil ama belli bir kesim var ki mekanları bilerek, yaşamk için değil sırf "trend" olduklarını düşünerek seçiyor, ve malsef gittikleri yerlere kendi yaşam alışkanlıklarını da taşıyorlar. İstanbul'daki kaotik yaşam tarzlarını aynen gittikleri tatil beldelerinde görmek, yaşamak istiyorlar. Ve paranın gücüyle bu istedikleri bir kaç yıl içinde gerçek oluyor. Son yıllarda Kaş ve Datça adı çok duyuldu, yeni hedef haline geldi. Yatırımcı ne kaparım diye gelip böyle düşüncesizce ortamın dokuusuyla ruhuyla uyuşmayan mekanlar açıyor.türkiye'de herkes ve her yer birbirine benzemek zorunda, toplum resmen, belki de bilinç dışı, böyle davranıyor. Çok rahatsız edici, çünkü onların yaam alışkanlıklarını doyasıya yaşayacağı ortama hakları da var da bizlerin yokmu? Neyse, uzattım, başlı başına yazı konusu olur bu :)

beste said...

aa amma degismis ben her gittigmde yelkenli ide yada karadan kalacak yer bile yoktu dogrudurust yazik yahu orayida bozuyorlar! birde kumda acan cok guzel cicekleri vardi birde orada unutulmayack bir hikayem var ama artik birgun biraya gelince anlatirim:)))

About

.
 
google-site-verification: google6264df489a134469.html