Tuesday, September 28, 2010

Okuyan kedi-Pasajlar


Avrupa pasajı (Aynalı Pasaj)
Pasaj, elektriğin henüz olmadığı dönemde içerisini aydınlatan gaz lâmbalarının sağladığı ışığı arttırmak için arkalarına konan aynalardan ötürü “Aynalı Pasaj” ismi ile anılır olmuştur. Paris’deki emsallerine en çok benzeyen pasajdır. Meşrutiyet Caddesi’ni, Balıkpazarı’na bağlar. Mimari düzeni ve üslûbu ile “pasaj” tanımına tam olarak uyar. 1870 büyük Pera yangını öncesi burada “Jardin des Fleurs” isimli bir müzikli bahçe bulunmaktaydı. Yangın sonrası bugünkü pasaj mimar Pulgher tarafından tasarlanıp yapılmıştır.

Pasaj üç katlıdır. Zemin katta karşılıklı 22 dükkân bulunur. Üst katlarda ise dükkânlarla aynı hizada, fakat onlardan bağımsız odalar yer alır ve bu odalara pasajın orta kısmın¬daki merdivenler ile erişilir. Pasajı çatıdaki camekân aydınlatır. Geçide bakan birinci katlar boyunca, cephedeki nişlere yerleştirilmiş pişmiş topraktan yarı natür boyda kadın heykelleri yer alırlar. Sanat değeri yüksek olan bu heykellerin her biri bir mesleği sem¬bolize etmekte olup pasajın içinde bir sanat galerisi atmosferi yaratırlar.

Pasajın kiracılarının arasında Saray’a araba yapmakla ünlü olan Scribe’nin adı geçmektedir. Ayrıca ünlü çiçekçi Sabuncakis ve müzik âletleri satıcısı Commen- diger’in yanı sıra, düğme satıcıları, ayakkabıcılar, terziler ve benzeri esnaf da burada faaliyet göstermekte idi. Av¬rupa Pasajı 1929 yılında hazineye devredilerek satıldı. Uzun süre ihmâl edilen pasaj 1990 yılında esaslı bir restorasyon geçirdi. Günümüzde ise antika ve turistik eşya satan bir çarşı şeklini aldı. Aynalı Pasaj, emsalleri içinde en iyi korunan ve değerlendirilenidir.


Çiçek Pasajı
Daha önce İstiklâl Caddesi ile Balıkpazarının kesiştikleri noktada bulunan “Naum Tiyatrosu”, 1870 yılındaki büyük Pera yangınında yok olduktan sonra 1876 yılında yeniden yapıldı. Binanın sahibi Hristaki Zografos, mimarı ise Kleanthy’dir. Bina daha sonra Sadrazam Sait Paşa tarafından satın alınmıştır.

Beş katlı olup avlu etrafında sıralanmış toplam 24 dükkân ve katlarda yer alan 18 daireden oluşan pasaj; kârgir ve putrelli volta döşemelidir. Yapıldığı dönemin özelliklerini taşır. 1930 yılından itibaren bir süre avlu çiçek mezatı için kullanıldığından bina, bundan böyle, “Çiçek Pasajı” olarak anılmağa başlanmış.Binanın ikinci katında Haldun Taner’in başkanlığını yaptığı “Edebiyatçılar Derneği” çalışmış. Pasaj 1978 yılında çıkan yangın ve bakımsızlıktan kısmen çöktü; daha sonra da acil bir müdahale ile iki katı eksik olarak restore edildi.

Çiçek Pasajı derinlemesine bir avlu etrafında oluşur ve sonunda sola dönüşle Sahne Sokağı’na bağlanır. Restorasyon sonrası avlu üzeri estetik değeri olmayan bir camekân ile örtülmüştür. Pasajın avluya bakan duvar yüzeylerinde de eklektik üslûp hakimdir. Günümüzde, ikinci sınıf turis¬te ve gençlere hizmet eder duruma gelmiştir.

5 comments:

beste said...

o alttaki pasaj ne sik neredeydi ? tipik fotografinin cekilmesine sinir olan kedi bakisi:)

Yurdanur said...

Burası neresi böyle...Rüya gibi bir yer..

A cup of Caffein said...

Betsecim,
Çiçek pasajı orası. Birzamanlar çok şıktı bugün ise geriye sdadece bu kadarı kalmış.
İstaklal girişinde soldaki ikinci yer sanıyorum sanat dümyasından kimseleri ağrıladığı için o köşeyi pek severim. Zaman zaman konuştukları konulara, yorumladıkları kitaplara kulak misafirliği yaparım...:-)
sevgiler
arzu

A cup of Caffein said...

Yurdanur,
Birincisi han,galatasarayda tahtalı gibi birşeydi sanıyorum ismi.
ikincisi avrupa pasajı (aynalı pasaj) beyoğlu
üçüncüsü- çiçek pasaji-beyoğlu
selamlar
arzu

Yurdanur said...

En kısa zamanda dolaşmak istiyorum buraları :)İnanın Viyana da bir yer diye düşünmüştüm :)

Sevgiler

About

.
 
google-site-verification: google6264df489a134469.html