Monday, January 9, 2012

Uludağ

Çok küçükken yazın birkez Uludağ gitmiştim. Kışı sevmediğim için sanıyorum Uludağ gitmek fikri bana hiç cazip gelmedi. Ancak merak işte gidelim bir görelim dedik. Aralık ayı başında planladığımız geziyi kar olsun diye bir şekilde dün gerçekleştirdik ve insanların Uludağ da ne bulduğunu hala anlamış değilim. Kalitesiz servis ve dünya kadar para almaları bir yana yaşanan kaos insanı çileden çıkartıyor. Anlamadığım birşey daracık yola neden arabaları park etmeleri için müsade ettikleri. Zaten oteller çok plansız yapılmış. Otoparkları yok. Bahçe gibi bir alanları yok. Oteller bölgesinin dışında bir alana otopark yapılsın araçlar oraya park etsin ve bu zorunlu tutulsun. Arabayla girişe müsadede edilmesin. Her yerde insan boyu kar. Yerler buz tutumuş. Arabalar karın altında kalmış neyin üzerine bastığınızı bilmiyorsunuz vs. Emin olun başka bir yerde böyle bir durumla karşılaşmanız mümkün değil. Yerler tuzlanmamış, insanlar kayıyor, heryerde en yüksek sesle çalınan korkunç bir müzik, insan neden burayı tercih eder sorusunu sordurmadı değil bana! Gezinin en güzel yanı telesiyej ile yukarı çıkmak oldu. Çıkış kısmı güzel...Birde 2 pistin oralarda biryerlde boş alan bulduk yürümek için buda bize yetti. Zaten gezimiz çok maceralı başladı. Otobusümüz zincir takmamıştı, gişileri geçince ilk viajda (2 den bire almaya çalıştı!) kaydı. Bizde hemen indik. Rehbere yukarıda görüşürüz dedik! Yürümeye başladık. Nereden bilelim karda en aşağı 10 km kadar yol yürüyeceğimizi! Yürüdük vallahi.!! İyikide yürümüşüz. Yol çok güzeldi. Sessizlik inanılmazdı. Çıt yoktu. Yukarıya çıktık, karnızımızı doyurduk, sonra şunları bir arayalım ne yapıyorlar dedik. Aradan 3,5 saat geçmişti, çeikici çağırmışlardı, hala arabyı kurtarmaya çalışıyorlardı. Kolay gelsin dedik...Sonra aradan birazdaha zaman geçti. Yine ortalarda kimse yok. Yine arayalım dedik bu seferde 500 m gittikten sonra akü bitmiş.! insanları yukarıya başka arçlarla göndermeye çalışıyorlar. Herkesin sinirleri gerilmiş. Bu gerilimden uzakta iyiki yürümüşüz dedik, hem zaman kaybetmedik, hemde dilediğimiz gibi gezdik. Hal böyle olunca 4:30 yerine 4:00 de dönelim oldu. Yine yola çıkmamız 4:30'u buldu. Rehber hal ederiz ve sorun yok cümlelerini yol boyunca epey bir kurdu!. Bursa çıkışında mola verdik. Kontak kapandı ve açılmıyor. Araç beklendi, akü takviyesi yapıldı. Feribot beklerken ve feribotda kontak kapatılmadı. Neyse sağsalim evimize vardık. Bu macerada benim için kışın Uludağ ilk ve son oldu dememe yetti.

















5 comments:

Mehmet Bilgehan Merki said...

yine de doğayı bozamamışız. Çok şükür.

Semi`nin Mutlu Elleri said...

Bursa`da yaşayan biri olarak görüşlerinize katılmamam imkansız. İyi oteller var ama dışarıdan gelen için kaliteli mekan, kaliteli yemek bulmak çok zor. Üstelik pahalı. Beceren en eski mekan ama dökülüyor, para almayı biliyorlar ama yenilenmiyor.
Öte yandan dışarıdan gelen tur otobüsleri doğayı mahvediyor. Karlar eridiği zaman gidin, otobüslerin bekleme yerleri koca bir çöplük!!!
Park sorunu hep vardı, hala var.

Bu kadar yakın oturmasam buraya hayatta gelmem. Aynı paraya gidilecek alt yapısı sağlam, pistleri uzun yerler var.

Bizim için tek avantajı yakın olduğundan çocuklar kaymayı küçük yaşlarda öğrendiler. Büyük oğlumun bu sene 5.sezonu, okulun kayak takımında.

Bir daha gelirseniz yürüyüş yapmayı seviyorsanız bahar dönemi gelin. Zirve yürüyüşü yapıp arkasından göller bölgesine inin, mümkünse kamp yapın. Size rehberlik yaparım:))

GoNcha GoNcha said...

Uludaga gitmeyeli benim de uzun zaman oldu. ama benzer sikayetleri ben de duydum. sorunlu bir gezi olmus. ama harika kareler yakalamissin. sicak sarap fotosu da cok hos. gecenlerde ben de sicak sarap tarifi verdim blogda. bi ara ugra istersen;) http://gonchagoncha.blogspot.com/

nagehan kadıoğlu öge said...

epey eziyet çekmişsiniz ama bize bu güzellikleri izlettiniz teşekkürler:)) fotoğraflar muhteşem...
sevgiler

Red Riding Hood said...

Çok güzel,demek ki Uludağ konusunda yanlız değilmişm.

About

.
 
google-site-verification: google6264df489a134469.html