Saturday, September 11, 2010

Çubuk Gölü

Çubuk Gölü, Göynük'e 7-8 km uzaklıkta. Göynükten çıkınca inanılmaz bir doğa güzelliği içinde araba kullanarak göle ulaşıyorsunuz. Bizde bu yüzden yol üzerinde bir kaç köyede uğramadan edemedik.
Yaz mevsimi olmasından dolayı sanıyorum Çubuk Gölü'nün suyu çekilmişti. Birde nilüferler sanıyorum günün belli saatlerinde açıyorlar (13:00-15:00 arası), bize açık durumları denk gelmedi.
Göl kenarında her zamanki gibi pet şişelerimiz ve torbalarımız malum yerlerini almışlardı.
Fotoğraflarda gördüğünüz yeldeğirmenleri bir dizi için yapılmış. Sonra bir kaç bölüm oynayan dizi tutulmamış yayından kaldırılmış. Bunun üzerine birileri de film çekmek isteyince ikitane daha eklemişler. Böylece bu güzel yel değirmenleri göl'e miras kalmış.
Bu göl sanıyorum ilkbaharda güzel olur. Gölün sonunda çubuk köyü var. ......'nın biri 4 katlı apartman dikmiş. Büyüklerden vazgeçtik bari çocuklarımızı eğitelim. Hoş onları eğiteceklerde soru çalıp sınava giriyorar kim kimi nasıl eğitecek... Bizde söylediklerimiz ve yazdıklarımızla başbaşa kalıyoruz. Bunları sizler zaten biliyorsunuz burada yazmam bile anlamsız. Dışarı çıkıp bilmeyenlere anlatmak lazım.

Yol tarifini ve göl hakkındaki bilgiyi akşama yazarım.













Karagöl Yaylası

Biz Karagöl Yaylasına Mahdumlar, Kemaller köyü sapağından çıktık. Yanılmıyorsam 15-19 km sonra yaylaya varıyorsunuz. Yayla evlerinin yanı sıra bir ikide beton yapı görmedik değil. Ancak havanın temizliği ve doğanın güzelliği muhteşem.
Çam ve kayın ağaçları çoğunlukta.
Vaktimiz olsaydı uzun bir yürüyüş yapacaktık ama gün batmadan Göynük'e varmak istiyorduk.
Aşağıda Karagöl yaylası hakkında internette bulduğum bilgi var.
Karagöl yaylası Taraklı' dadır. Yaklaşık 1150 metre yüksekliğinde olup Yayla' ya Kemaller köyünden çıkılır. Çok eski bir yerleşim olan bu köy civarında roma dönemine kadar uzanan ama izleri çok zor görülebilen tarihi kalıntılar vardır. Köyden sonra iki saatlik bir tırmanışla Karagöl yaylasına varılır. alanı çok geniş bir yayladır. yayla bir uçtan diğer uca bir saatte geçilir. Bu parkur kışın daha da güzeldir. Karagöl yaylasının kuzeyinde, Akyazı ve köylerinin yaylaları yer alır. Kapıorman dağlarının bu zirveleri peşpeşe dizilen onlarca yayla ile donanmıştır. Kirpiyanı, Soğucak, Karagöl, Beygübet, Acelle, Sultanpınar bu yaylalardan yalnız birkaçıdır. Bu yaylaların civarındaki ormanlar köylere çok uzak oldukları için vahşi yasamın son sığınaklarıdırlar.








Taraklı

Bu bayram tatili kısa bir gezi yapalım dedik. Aslında hiç niyetimiz yoktu ama arife günü 4 gün evde mi oturacağız dedik ve bu plan ortaya çıktı.
Taraklı-Karagöl Yaylası-Göynük- Çubuk gölü- Sünnet gölü- Sülüklü göl. (İki günlük tatil)
Sülüklü göle 15 yıl önce gitmiştim bugünkü halini görünce iyiki bozulmamış doğal güzelliğini görmüşüm diyorum.
Bölüm bölüm anlatmaya başlayacağım ama önce gezi notlarımı düzenlemeliyim.
Eski adı “ Dablar” olan Taraklı’nın Hellenestik dönemde “Bytinia” adını alan bölge içinde olduğu bilinmektedir. Hisartepe’de bulunan iki sarnıç M.Ö. l. bin ile M.Ö. 2000 arasını tarihlemektedir.
Osmanlı Devletinin kuruluşundan önce, Ertuğrul Gazi zamanında, Osman Bey’in Komutanı Samsa Çavuş Sakarya Vadisindeki Sorkun, Yenice Tarakçı (Taraklı) ve Göynük taraflarına akın düzenlemiş, Hırıstiyan ahalinin yaşadığı bu toprakları Bizanslılardan alarak Osmanlı Beyliğinin topraklarına katmıştır.
Taraklı’nın Osmanlı topraklarına katılışı ile ilgili olarak yapılan inceleme ve araştırmalarda fethin tarihi olarak 1289 ile 1293 yılları arasında ihtilaf olmakla birlikte, Taraklı’nın Osmanlı Beyliği topraklarına katılışı Beyliğin Anadolu Selçuklu Devletine yarı bağımlı olduğu yıllara rastlar. Ayrıca Taraklı’nın fethinde Samsa Çavuşla beraber kesin işbirliği içinde olan Harman-Kaya Beyi Köse Mihal’inde etkisi olmuştur.
Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferine çıkarken Taraklı’da konaklayarak Veziri Yunus paşaya yaptırdığı ve şu anda kendi adıyla anılan Yunuspaşa camii diğer adıyla kubbelerindeki kurşunlarla ünlenen Kurşunlu camii 1517 yılında tamamlanmıştır.
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bahsedildiği üzere İlçede halkın şimşir kaşık ve tarak yapması nedeniyle adının Yenice Tarakçı olarak anıldığı belirtilmektedir. Bu isim zamanla halk dilinde Taraklı olarak değişmiştir.
1926-1928 yılları arasında bucak haline gelen Taraklı’da 1954 yılında Belediye teşkilatı kurulmuş 1987 yılına kadar Geyve İlçesine bağlı kasaba olarak kalmıştır.27 Haziran 1987 tarihinde 3392 Sayılı Kanun ile İlçe teşkilatına dönüştürülmüş olup, 30.07.1988 tarihinde İlçenin ilk Kaymakamı göreve başlamıştır.














Tuesday, September 7, 2010

Şeker Bayramı

Öncellikle herkesin şeker bayramını kutlarım.
Bu aralar sağlıklı beslenmeye taktım. Daha öncede söylediğim gibi şekere elveda dedim. Çok zor oluyur çünkü ara öğünlerde mutlaka şeker istiyorum ama vücudumu bunu alıştıracağım.
Bu arada şekerin zararlarını bana en uygun anlatan yazıyı buldum. Bayram önesi sizinle de paylaşayım dedim.

Kaç yaşında olursanız olun farketmez, mutlaka yılda bir kere tahlil yaptırmakta fayda var. Normal kan sayımı, gizli şeker, vb.

Herkese sağlıklı ve güzel bir bayram dilerim.





Çok konsantreli olan saf şeker tüketimi metabolizmada tamiri zor bozukluklara yol açıyor. Bu nedenle pasta, baklava, çikolata gibi tatlı yiyecekleri mümkün olduğunca az tüketmek gerekiyor
Vücudumuz yakıt olarak karbonhidrat, protein ve yağları kullanır. Ancak en etkin yakıt olarak karbonhidratı tercih eder. Kalp hücreleri ve beyin karbonhidratlarla çalışır. Bu nedenle karbonhidratlara daha çok gereksinim duyarız. Alınan karbonhidrat yetersizse yağ ve protein yakıt olarak kullanılır. Vücutta karbonhidrat depoları normal düzeyin altına düştüğünde proteinlerin amino asitlerinden ve yağların gliserol bölümlerinden glikoz oluşturulabilir.

Vücut proteinlerindeki aminoasitlerin yüzde 60'ı kolayca glikoza dönüştürülebilir. Hücrelerin karbonhidrat düzeyinin ve kan glikoz düzeyinin azalması bu işlevi başlatan iki temel uyarandır. Karbonhidratları doğal ya da yapay (işlenmiş, rafine) olarak tüketiriz. Doğal olanları sebze, meyve, baklagiller ve tahıllardan alırız. Bunlar sağlıklıdır ve metabolizmamızın önemli yapı taşıdır. Uzun zaman tok tutarlar, şişmanlatmazlar ve içerdikleri bol lif sayesinde bağırsakları temizlerler. Yapaysal karbonhidratlar özellikle rafine edilmiş besin maddelerinde bulunur. Beyaz un ürünleri (makarna, muhallebi, pastalar, beyaz ekmek vb.), beyaz pirinç, özellikle beyaz şeker bunların en önemlileridir.

Saf şeker özellikle çok konsantrelidir. Karbonhidrat metabolizmasında tamiri zor bozukluklara yol açar. Elden geldiğince beyaz şeker ve pastalardan kaçınmalıdır. Çünkü şeker hücreler içinde oluşan ve hücre hormonu olarak adlandırılan eikozanoidler'den kötü eikozanoidler'in aşırı artışına neden olur ve böylece iyi eikozanoidlerle kötüler arasındaki fizyolojik denge bozulur. Hücre işlevini yapamaz duruma gelir. Böylece birçok kronik (müzmin) hastalığın oluşma süreci başlar. Fazla şeker yaşam süresini kısaltır. Şekerin kısıtlanması
ise ömrü uzatır. Taze meyveler, baklagiller, tam tahıllar, fasulye, kök sebzeler (patates, havuç), mısır, kestane karbonhidrattan zengin yiyeceklerdir. Doğal hallerinde tüketilirse çok lifli olduklarından bu tür kompleks karbonhidratların sindirilme veya kana geçmesi daha uzun zaman alır ve aniden kan şekeri yükselmez. Şekerde olduğu gibi aşırı insülin salgılanması ve buna bağlı metabolizma ve hormon bozuklukları olmaz.

Oysa, konsantre karbonhidrat olan şeker ve diğer tüm yapaysal karbonhidratlar kan şekerini aniden yükseltip, aşırı insülin hormonu salgılanmasına neden olur. İnsülinin görevi, şekeri kandan yağ hücrelerine taşımak ve kan şekeri düzeyini tekrar normale indirmektir. Normal ölçülerde çok fazla salgılanan insülinin uzun süre etkisiyle büyük miktarlarda kan şekeri hücrelere taşınır. Sonuçta kanda yüksek miktarlarda insülin ve çok az miktarda kan şekeri bulunur. Bu durumda organizmada şeker açlığı başlar. Beyin, fonksiyonlarını düzgün yapması için gereken enerjiyi kan şekerinden sağlar. Tekrar şekerli besin tüketerek bu açlık giderilmeye çalışılırsa, yine aşırı insülin hormonu salgılanması ve ardı sıra kan şekerinin düşmesi gibi aynı olaylar tekrar yaşanır ve olumsuz kısır döngüye girilir.

Böyle bir şeker açlığında tekrar şekerli besin alınmazsa vücutta insülinin karşıtı olan diğer bir hormon "glukagon" salgılanır. Bu hormon yağ hücrelerinden yağları mobilize ederek (çıkararak) enerji sağlar. Böylece fazla kilolar da verilir.

ŞEKER VE TATLILARIN ZARARLARI

Aşırı şeker tüketimine bağlı olarak yüksek miktarlarda insülin salgılanması yağ hücrelerinde yağ depolanmasına neden olur ve her kan şekeri yüksekliğinde aşırı insülin salgılanması ve sonuçta yağ hücrelerinde yağların depolanması tekrarlanır. Böylece obezite (aşırı şişmanlık) gelişir. Demek ki obezitenin önlenmesi için suni şekerden yoksun beslenme çok önemlidir. Sık sık ya da aşırı şeker tüketimi sonucu kan şekeri yükselmesiyle salgılanması artan insülin, büyüme hormonu yapımını da frenler. Büyüme hormonu genel sağlığımız için büyük anlam taşıyan vücudumuzdaki en önemli hormondur. Hiçbir hormonda olmayan yeteneğe sahiptir. Hücreleri gençleştirir, vücut yağ oranını azaltır, kasları güçlendirir, zihinsel fonksiyonu iyileştirir, kolesterolü düşürür, kemikleri güçlendirir, seksüel gücü artırır.

Özetle, büyüme hormonu gençleştirici hormondur. Büyüme hormonunun yapımını artırmak için aşırı şeker tüketiminden kaçınmalıdır. Yüksek kan şekeri AGE riskini artırır. Kan şekeri ne kadar yüksekse, şeker ve proteinlerden AGE oluşumu o kadar kolay olur. Serbest radikallerle okside olmuş şeker, okside olmuş proteinlerle birleşerek karamel benzeri AGE (Advanced Glycosylated Endproducts) olarak tanımlanan ürünleri oluşturur. AGE hücrelerin içerisinde ve hücre aralarında birikir. Ciltte yaşlılık lekeleri diye adlandırılan kahverengi lekeler bu karamel birikintileridir. Şu var ki, ciltteki hücre karamellerinin aksine, vücut içindeki karameller, hücrelerin birbirleriyle iletişimini bozar ve sağlığı negatif etkiler. Kronik hastalıkların seyri kötüleşir, yaşlanma hızlanır. AGE ince damarları tıkar ve kan dolaşımını ve kalp çalışmasını kötüleştirir.

Alıntı: http://rainbow7.blogcu.com/

Taksim





Sunday, September 5, 2010

Yaz Biterken- Leylekler

Geçen hafta ada da görmüştük. Leylekler göç ediyordu.Hemde epey büyük bir sürüydü. Az önce balkonda onları yine gördüm bu sefer daha ufak bir sürüydü :-( Sıcak ülkelere gidiyorlar. Keşke onların peşine takılabilsem. Benide götürseler gittikleri yere...






KALMAK TÜRKÜSÜ
Daha gidilecek yerlerimiz var
Şu sohbetini dinler gideriz
Coştukça şarkılar, türküler, sazlar
Rakı mı, şarap mı, içer gideriz

Geçse de umudun baharı yazı
Gözlerde kalıyor yaşanmış izi
Kimseler kınamaz burada bizi
Ne varsa hesabı öder gideriz

Söyleyecek sözü olan anlatsın
İsterse içine yalan da katsın
Yeter ki kendinden, bizden söz etsin
Yalanı doğruyu sezer gideriz

Neler gördük neler bu güne kadar
Daha gidilecek yerlerimiz var
Bizi buralarda unutamazlar
Kalacak bir türkü söyler gideriz

Sevgiye var olduk sevdik sevildik
Kavgalara girdik olduk dirildik
Bir anlam fırını içinde pistik
Anlamlı güzeli sever gideriz.

Özdemir Asaf

Saturday, September 4, 2010

Body Worlds















Bugün body worlds'e gittik. Bilgi için http://www.bodyworlds.com/en.html (yurtdışı), Türkiye için ise http://www.bodyworlds-istanbul.com/ bakabilirsiniz. Sergiden çok etkilendim. Yaşlanmaya herzaman karşı olduğum için bir kaç uygulamayı hayata geçirmek istiyorum. Hepimizin bildiği şeyler işte...
1. Şeker yok.
2. Beyazlar, işlenmişler yok. Yerine işlenmemişler olacak.(Nasıl dayanırım bilmem...:-))
3. Tahıllar, sebzeler herzaman vardı ama sayısı arttı.
4. Düzenli egzersiz.

Gülerken 123 kas çalışıyor. Vücuttaki en güçlü kas dil. Kadınlar yaşamları boyunca 35 kere doğum yapabilirler. Kan ortalama insan ömrü boyunca 3 kocaman tanker dolusu 2 milyon ton civarında sanıyorum, kan pompalıyor...:-)

Aslında çok fazla şey öğrendim ama biraz araştırma yapmam lazım, araştırma bulgularımı da sizinle daha sonra paylaşırım.Birkaç diyet modeli, meditasyon, vs.vs.

Sergi sonrası tabiki İstanbul sokakları. Ortaköy, ne yazık ki tezgahları kaldırdılar, kenar köşelere çekmişler, ufak tefek topluluklar kurmuşlar. Belediye Kermes havasını uygun görmüş. Bense hiç bir hava bulamadım. :-(

Sonra taksim, Fototrek de sergiye gittik.

1950'LER İSTANBUL'U, OZAN SAĞDIÇ 07 AĞUSTOS - 16 EYLÜL 2010
(Siyah- beyaz fotoğraflar. 1950'li yıllarında yarım kilo ekmek 30 krş. Etin kilosu 5-6 liraymış. Döviz pahalı olduğu için dışardan ürün gelmiyormuş, doğu avrupadan gelen filimlerde bir kilo et fiyatınaymış, 6 lira.)Fotoğraflar dışında aklımda kalan yazı.

Bugün okadar çok şey okudum ki ama beyin bu işte tutukları bunlar....:-)

Sonrasında arka sokaklarda yürüdük. Hollanda Konsolosluğunun yandaki kapısının hemen karşısında Türk el sanatları satan bir yer var. İçeri girmenizi ve oradaki beyfendi ile tanışmanızı isterim. Uzun zamandır bu kadar kibar bir insanla tanışmamıştım.

Sonrasında Galata. Geçen gittiğimde girmediğim sokaklar vardı. Aman allahım ne kadar değişmiş. Ne kadar güzel olmuş. Tüm modacılar orada. Artık vitrinlerin güzelliğini siz düşünün, Arzu Kaprol, Bahar Korcan aklıma ilk gelenler...

Friday, September 3, 2010

Öğle Tatili

Öğle tatilinde yemek yemeyip biraz fotoğraf çekeyim dedim. Yaşlı kadın fotoğrafı güzel olacaktı ama yürüyen adam girdi ve planlarımı altüst etti. :-(







Posted by Picasa

Thursday, September 2, 2010

büyükada- 30.08.2010

Büyükadada en çok renkleri seviyorum.

 
 
 
Posted by Picasa

Connecticut



Amerikanın kuzeydoğu köşesine New England deniyor. Atlantik Okyanusu,Kanada ve New York ile sınırı olan bu bölgenin eyaletleride: Maine, New Hampshire, Vermont, Massachusetts, Rhode Island ve Connecticut.

Bende Connecticut'da 2 yıl kadar yaşadım. Amerikada yaşadığım yıllar içersinde de bu eyalete zaman zaman gittim geldim. Eylül ayı ile birlikte sonbahar geldi ve ben özellikle her sonbahar Connecticut'ı çok özlüyorum. Çünkü bahsettiğim bu New England bölgesi inanılmaz oluyor. Ağaçlar renk değiştiriyor ve görüntü büyüleyici oluyor.
Benim içimdende orada olmak geliyor. Ufak bir gölün kenarında bütün gün balık tutmak istiyorum yada sandalla gezinti yapmakta fena olmaz. Cep telefonu, bilgisayar da istemiyorum. İşte böyle...
Şimdilik internetde (www.terragalleria.com) bulduğum bu fotoğrafı sizinle paylaşıyorum, birgün elim değerse kendi fotoğraflarımı tarar sizinle paylaşırım.

Wednesday, September 1, 2010

Adanın Gençleri- Yaşlıları

Bu bayanları gizli gizli çekmek için çok uğraştım ama nafile bir tanesine yakalanmışım...:-)
Bu minik kız oyun oynayan çocukları hayran hayran seyrediyordu.

Diğer siyah beyaz fotoğraftaki kızı çok beğendim inanılmaz değişik bir ifadesi vardı. Ada fotoğraflarında yer alan o güzel beyaz evde oturuyorlardı yada misafir gelmişlerdi.
Posted by Picasa

About

.
 
google-site-verification: google6264df489a134469.html