Sunday, December 9, 2007

Balat-1


Geçen yıl Demetusla gitmiştim. Gezelim, görelim, öğrenelim aktivitelerimizden biriydi. Arabayı park edemediğimiz için kaybolmuş ve ufak çaplı bir macera yaşamıştık.
Neyse bir daha Murat Belge'yi okuyarak gelelim demiştik. Aradan bir yıl geçti. Yine aynı yerlerdeyim. Sadece fotoğraf çekme amaçlı. Ancak ışık bize izin vermedi...:-)
Buraya gidip de Cibalikapı Balıkçısı'nda yemek yenmeden dönülmez. Özellikle Girit mezesini tatmanızı tavsiye ederim. Bu semtle ilgili çok değişik hikayeler okudum. Bir tanesini bir dahaki bölümde paylaşırım.

Semt Avrupa Birliği Hibe projesi kapsamında restore ediliyor. Projenin bütçesi 3 milyon Euro civarında. Buradaki bu gelişme son derece memnuniyet verici.
Proje hakkında bilgiyi fener balat org adresinden alabilirsiniz.
Tabi ki tarih meraklısı bendeniz olaya semtin tarihi ile başlamak istiyor...!!!


Balat'ın tarihi, özellikle Musevi mahallesi olarak Bizanslılara kadar dayanmaktadır. Osmanlılar döneminde de Yahudi yerleşmesi olan Balat; mimari yapısı, içinde bulunan kilise ve sinagogları, esnafı, hamamı ve çarşısıyla sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan İstanbul'un yaşayan semtlerinin başında gelmiştir.
Museviler için Balat bölgesinin her zaman tarihi bir önemi olmuştur. Bunun nedeni, yüzyıllardan beri İstanbul'a göç eden veya sürgün olan bütün Musevilerin buraya yerleşerek kendi aralarında kaynaşmalarıdır. Böylece her yüzyılda olduğu gibi fetihten sonra da Makedonya'dan ve İspanya'dan göç eden Museviler bu semte yerleşmişlerdir.



Fatih vakfiyesine göre Balat'a ilk yerleştirilenler, Makedonya-Kastorio'dan getirilen 100 kadar fakir Musevi ailesidir. Aileler geldikleri semtin adını taşıyan Kastorya Sinagogu’nu inşa edip çevresine yerleşmişlerdir. İstanbul bundan sonra Museviler için bir yerleşme yeri olmaya devam etmiştir. 1492'de İspanya'dan, 1497'de Portekiz'den ve İtalya'dan Balat semtine gelen Museviler; Geruş, Neve Şalom, Messina ve Montias Sinagogları’nı kurmuşlardır.

1599'da Rodos’tan gelenlerin bir kısmının yine Balat'a yerleştikleri görülmüştür. 1660'taki büyük yangına kadar Eminönü bölgesinde Bahçekapı, Tahtakale ve Yemiş İskelesi'nde oturdukları bilinen Museviler de bu yangından sonra Balat'a yerleştirilmişlerdir. Böylece 17. yüzyıldan itibaren, daha önceleri Bizans Musevisi Romaniyotların ağırlıkta oldukları Balat'ta, diğer Musevi grupların da katılmasıyla etkin bir cemaat oluşmuş ve zaman içinde cemaatler birbirine karışmıştır. Balat, Fatih devri sonrası kayıtlarda mescitsiz bir mahalle olarak bilinir. 16. yüzyılda mahalle adı semt ismine dönüşüp Karabaş ve Molla Aşki Mahalleleri’ni de içine almıştır.
Zamanla buralarda Müslümanlar da yerleşmeye başlamış, camiler, mescitler, tekkeler kurulmuştur. Balat'ın en ünlü tekkesi Sünbül Tekkesi idi. Balat'ın en parlak dönemi 17. yüzyıldır. Semt 18. ve 19. yüzyıllarda giderek önemini yitirmiştir.

Bu değişimin nedenleri olarak; bölgeyi büyük ölçüde etkileyen Haliç kıyılarındaki ticari canlılığın azalması, 1894 depremi, ardarda çıkan yangınlar gösterilebilir. Hasköy, Ortaköy, Kuzguncuk ve özellikle Galata ve Pera'nın daha nitelikli yerleşme alanları olarak çekiciliğinin artmasıyla halkın Balat'ı terk etme süreci başlamıştır.
19. yüzyılda, İstanbul'un Altıncı Daire-i Belediye sınırları içinde kalan Balat'ta her biri bir haham tarafından yönetilen 7 dinsel grup ya da cemaat vardır. 19. yüzyıl tarihli haritalarda Dış Balat, Tahta Minare, Karabaş, Dubek, İç Balat, Kasturya ve İstipol çevreleri ve Ayvansaray'ın üstlerine doğru Lonca Mahallesi'nde, Musevi ağırlıklı bir halk yaşıyordu.

İstanbul'un 19. kapısı olan Balatkapı'nın dış tarafında Musevilerin, iç tarafında ise çeşitli cemaatlere mensup kalabalık bir halk kesiminin oturduğu bilinmektedir. Balat'ta Bizanslılar ve Osmanlılar dönemlerine ait birçok tarihi yapı bulunmaktadır. Balat, özellikle sinagogları ve kiliseleriyle bilinmektedir. Bunlar Balat’ın ünlü sinagoglarından Hevra, Selaniko, Eliav, Neve Şalom, Yanbol, Veria, Ahrida ve Fener bölgesinde Çana Sinagogu’dur. Bu yapılardan günümüze sadece Yanbol ve Ahrida Sinagogları kalmıştır.

Ayrıca Çarşı Hamamı, Tahta Minare Hamamı, Ferruh Kethüda Camii, Hoca Kasım Günani Mescidi, Molla Aşki Mescidi, Yusuf Şücaüddin Camii, Ayios Dimitrios Rum Kilisesi, Surp Hreşdagabet Ermeni Kilisesi de bu kesimdedir. 19. yüzyılda sık sık adı geçen Dubek ve Lonca Mahalleleri’ndeki önemli yapılar arasında Pol Yaşan, Pol Hadaş Sinagogları, Alliance Isra Elite Okulu, Or-Ahayim Musevi Hastanesi yer almaktaydı. Bunlardan pek azı günümüze dek kalabilmiştir.


Bilgi: http://fotografkiraathanesi.blogspot.com/2006/12/fener-balat-tantm.html

Fotoğraflar: Acupofcaffein'e aittir.

5 comments:

gezicini said...

çok güzel fotograflar, elinize sağlık!
sevgiler
gorki

acupofcaffein said...

gezicini...

teşekkür ederim... amatör çalışma benimkisi büyüyünce prof. olacağım...:-))) ama daha çok çalışmam lazım....
selamlar... sevgiler...
arzu

Anonymous said...

Fotograflarının yanısıra eklediğin bilgilerde çok güzel...Ben Balat'ı hep Rum mahallesi sanıyordum, meğer yahudiler çoğunluktaymış.

Sevgiler

Mine
http://drmine.blogspot.com/

acupofcaffin said...

@ Minecim....
Nasılsın... Arada sırada sitene uğruyorum...Haklısın bnde senin gibi düşünüyordum...Okuduktan sonra bende öyle olmadığını öğrerndim...Fotoğraflarımı beğenmene sevindim. Teşekkür ederim... En kısa sürede görüşmek üzere... Seevgiler...Arzu

Özgür Coşar said...

Yeniden yazılı, bilgi dolu paylaşımlar. Ellerine sağlık

About

.
 
google-site-verification: google6264df489a134469.html