Monday, May 2, 2016

Riva _ Bölüm_2

Riva da fotpğrafda gördüğünüz yemek yeri tam bir tesadüf eseri bulunmuştur. Hikayeyi özetle anlatayım siz karar verin artık yaşlılık mı, çok gezmek çok yanılmak mı nedir olayın sırrı...:-)

Uzun yıllar önce gittiğim ve hatırladığım kadarı ile bir nehir vardı ve iki kenarında oteller, ortasında salla dolaşılıyordu sonrasında nehri denize açılıyordu vs... bu görüntünün Riva'ya ait olduğunu idda ederek çıktık yolla... Teknolojiyi kullanmayı pek sevmiyorum insanlara yol sormak daha çok hoşuma gidiyor hemde muhabbet etmiş oluyoruz... :-) Soruyoruz kimsede tık yok bizde öyle bir yer yok sadece dere kenarında yemek yerleri var diyorlar bende ısrarla hayır buradaydı diyorum...!!! neyse sonunda Değirmenköyü tarif ettiler ve gittik. İyikide gitmişiz Cam vakfının çocuklar için düzenlediği atölyeler oluyordu onu merak ediyordum böylelikle yerini de öğrenmiş oldum. :-)
Neyse yemek yeri Sadık babanın yeri. Gördüğünüz dere kenarı manzaraları ve o yeşil büyük alan oraya ait... Gittiğimizde boştu bizim dışımızda sadece iki aile daha vardı. İnanılmaz bir sessizlik ve huzur hakimdi. Sadece ineklerin çan sesleri ve derenin akıntısı... Mangalda et yenir tabiki... köftesini beğenmedik belki diğer etleri daha iyidir.

Gelelim benim hayalimdeki yere, oranında Ağva nehrine ait olduğunu cam vakfında çalışan bayandan öğrendim..:!!! Ağvaya bugünlerde gidermeyiz bilmiyorum ama iyi ki Riva ya bu mevsimde gitmişiz diyorum. Yazın kabus olur herhalde... Hmmmm kahveye gelince biz Bakalyaros da içtik. Giderseniz lütfen bu mekanda oturun güzel bir tost yiyin çay ve kahve için. Mekan vasat ama işletmecisi genç süper bir insan. Nazik, kibar, servisi güler yüzlü ve oldukça saygılı... Öneriyorum...

Ahhhh.. ahhh.. köprü, ve yolları anlatmıyorum... Açılan yollar çok kötü... Anadolu Fenerin de evler 2 milyar TL. Basit bildiğiniz gecekondu... herkes satışa çıkarmış... köy havası kaybolacak yakında.... neyse dünya değişiyor... ne denir ki başka...!!!!
































3 comments:

tülin said...

Offf... Dediğin kadar varmış Arzu. Huzur fışkırıyor karelerden.

tülin said...

Bu arada, doğru düzgün kartpostal bulmakta zorlandığım ülkemde, senin dotoğraflarını basmalarını ve bu krize son vermelerini istiyorum.
Kimden mi? Bilmiyorum :)

Arzu Brumendi said...

Tülincim...

evet özelliklede sessizlik çok güzeldi... Birde böyle yerlerde köy kahvelerini severim... boş boş otururlar, araçlarla geçenlere bakarlar. Yol soranlarla muhabet ederler... :-) bunlardan biride hep ben olurum... :-)


Ahhh.. bende isterdim... Biraz daha geliştireyim kendimi... Ekimden sonra bu işe el atacağım...:-) yaz hayırlısı ile bir geçsin...

Sevgiler...
arzu

About

.
 
google-site-verification: google6264df489a134469.html