Sunday, October 17, 2010

Avrasya maratonu

32. Kıtılararası İstanbul Avrasya Maratonuna katıldım. Çok ilginç bir deneyim oldu!
Aslında biz hem avrupa-asya hemde asya-avrupayı yürüdük! Neden mi?
Sabahleyin arabayı levente park ettik. Oradan zincirlikuyuya yürüdük. Sonra köprü üzerinde yürümeye başladık. Baktık atletlerin koşusu başladı, fotoğraflarını çekmezsek olmaz dedik.
Biraz sağdan Ortaköy, biraz soldan Kuruçeşme, sağdan kuzguncuk, soldan beylerbeyi derken avrupadan- asyaya geçtik. Bu seferde halk koşusu başladı. Akın akın insanlar asyadan avrupaya hadi bakalım. Çok ilginç şeyler gördük. Piknik yapanlar, kart oynayanlar, köpeğine numara alıp koşuya sokanlar ve daha niceleri. Bunlara ait görüntüleri sonra veririm.
Organizasyon eliştirilerimide yarın yazmak istiyorum.
Son olarak baştan başlayarak sona doğru fotoğrafları şimdilik paylaşıyorum.
Bu yarşıma içersinde yer almak gerçekten çok güzel. Bu yüzden herkese tavsiye ederim.
Elektrik direklerin sallanmasını videoya aldık. Çok etkileyiciydi. Sanki korku filminde gibiydik uuuuhhhh...:-)














Saturday, October 16, 2010

Sonbahar

Sonbahar fotoğraflarının devamı gelecek...:-)ama yarına hazırlanmak gerek.

Friday, October 15, 2010

Eminönü



Yağmur, yağmur, yağmur, yağmur... Bu sene yağan yağmurun maşallahı var! Gri havaları hiç sevmiyorum. Bütün bir yıl hergün güneşli olabilir. Bence hiç sakıncası yok.
Buarada İstanbul'la ilgili sevindirici bir haber vermek istiyorum. Belkide ben yeni gördüm. Trenlerimiz yenilenmiş. Sirekeci- Yeşilköy trenine binince inanamadım. Bu ne modernlik böyle dedim. Tabiki bazı.....kişiler yine yapacaklarını yapıyorlar. Orayı burayı kurcuklayıp trenin acil düğmesine basmışlar ve 1 saat hat üzerinde treni bekletmişler. Birşeyler geliyor gelmesinede bu gelenlerle birlikte kullanma kültürüde aynı anda gelse süper olacak.
Mesela rehberlik derslerinin neden 3-4-5 sınıflardan kaldırıldığını anlamış değilim. Ozaman sadece öğretim olsun, eğitim olmasın.

Thursday, October 14, 2010

Topkapı Sarayı-Harem

Bugün şakır şakır yağan yağmur altında topkapı sarayını dolaştık. Belki inanmayacaksınız ama Hareme ilk defa girdim. Bence topkapı sarayının en güzel bölümü.

Kendimi zamanın gerisine götürdüm. Hünkar sofrasında sultan olduğumu düşündüm! :-) sonra etrafa altın saçarak içeriye girdiğimi (altın yoldan) hayal ettim, vs.vs.

Haremin içindeki İznik çinileri ve vitraylar muhteşemdi. Birde kapılar, kapılar, ne çok kapıdan içeriye giriliyormuş! Haremin içindeki Yemiş odası da hoşuma gitti. Süslemeleri çok güzeldi. İnsan orada oturur sabaha kadar yemiş yer.:-) Birde camların içindeki (pervazların içindeki) çeşmeler çok ilginçti.

Bu arada bugün izinliydim. Çünkü Amerikadan arkadaşım geldi. Tur rehberliği yapmam gerekiyordu değil mi? Haftaiçi olmasına rağmen çok kalabalıktı.

















Tuesday, October 12, 2010

İstanbul Düğünleri - Sibel Özbilgiç

Haftasonu 3 sergiye gittiğimden bahsetmiştim. Bunlardan birtanesi de Sibel Özbilgiç'e ait İstanbul Düğünleri fotoğraf sergisiydi.
Fotoğraflar çok güzeldi ama beni fotoğrafların altındaki anlatımlar daha çok etkiledi. Sergide en çok beğendiklerim hangileri mi? İşte bunlar:

Eski hayatınızla yenisi arasında incecik bir duvak durur.



Muradına ermemişlerin umudur gelin ayakkabısı.


Hepsinden daha beyaz bir martı geçti istanbul semalarından.

















Ve hayallerin gerçek olduğunda bir damla gözyaşı dökersin mutluluktan



Ellerinle büyüttüğün o çiçek bir gün açar, sen ağlarsın.


Yeni bir hayatın ilk adımlarına hazırlanırsın adım adım.


Sunday, October 10, 2010

Yeniköy

Aslında bugün haftasonu gittiğimiz 3 fotoğraf sergisinin fotoğraflarını koyacaktım ama şuanda vaktim yok o yüzden sadece yeniköyle yetiniyorum.:-(

Bugün sahilde (Yeniköyden başlayan) Türk Kalp Vakfının 7 km parkurunun sanıyorum 4 km'sini yürüdük böylece gidiş-dönüş toplam 8 km yürümüş olduk. Gidişte dk tutmadık ama dönüş 50 dk sürdü, benim aradaki fotoğraf molalarımda buna dahil. :-)

Bu arada kireçburnunda ara verip oradaki Meşhur kireç burnu fırının yanındaki meşhur balıkçısından:-) midye tava aldık. Yarım ekmek artı bira çoooooooookkkkk iyi geldi...:-) Bu arada balık tutan teknelerin ağ atışlarını ve ağ toplamalarını seyrettik. Balıkları göremedik ama olsun...:-)






Saturday, October 9, 2010

Taksimin bir diğer yüzü

Yurdanur siyah beyaz çektiğinden bahs edince bende hemen bu iki fotoğrafı siyah beyaz yaptım...:-)
Bu şablonda da aynı şey oluyor x-large yapınca fotoğrafları kesiyor. Üzerine tıklayınca normal halleri gözüküyor. Nu yapalım bir gün uğraşıp bu sorunu hal edeceğim.:-)
Taksimde bugün 3 sergi dolaştık. Yarın onlara ait fotoğrafları yayınlarım artık...:-)







Thursday, October 7, 2010

İtalya

2008 yılında yaptığımız İtalya gezisi bence bugüne kadar yaptığım en güzel geziydi.
Bilmiyorum, belki İtalyaya aşık olduğum içindir kimbilir. Kesinlikle birgün bu ülkede yaşayacağım. En azından 1 yıl olsa bile yaşayacağım...:-)
O zazman çektiğim fotoğraflarla bugün çektimleri karşılaştırıyorum biraz fark var. Bu yüzden bile birdaha ve birçok daha gitmek istiyorum oralara...:-)

Wednesday, October 6, 2010

Balkondaki çiçeklerim

Balkonumdaki çiçeklerin fotoğrafını çektim. Onlara bu sene pek iyi bakamadık. Sevgili sardunyam epey bir yaşlandı. Gülü bahçeye dikme zamanı geldi. Sarı çiçeklerim geçen kıştan bu yana büyük bir performans göstererek hayatta kaldılar. Hele birde aslanağzımız var ki. Her sene başka bir saksıda yeniden doğuyor...:-) Fesleğenimizi yolcu etmek üzereyiz. Nanelerde büyümek için yer bulamıyorlar.Karanfiller,sağlam ve güzel kokulu.
İşte bizim balkondan haberler bu kadar. Sevgili limonumuz yaşamadı, bu sene aramızda değil. Onun yerine akşam sefalarımız var ama ben yinede balkonda olsa dahi bir ağacımızın olmasını isterdim.:-)








Monday, October 4, 2010

Le Istanbul

Ada yolunda vapurdan çektim.:-) Adada hava buz gibiydi. Ekimin son haftasına kadar deniz otobüsü ile gitme şansımız var sonrası vapurla olacak.
Vapur yolculuğunu çok seviyorum ama ada vapurunun yolcuları özellikle son 5 yılda bir hayli değişti. Bu değişikliğe hiç tahammülüm kalmadı. Nefes almak için gittiğimiz adada bu tür insanlara denk gelmek beni çok rahatsız ediyor. Örneğin ağzına kadar dolu olan vapurda koltuğun kenarına (kol konan yere) oturmayı ve hatta arkadaşını da otturturup sırtıma yaslanmayı gayet normal bir davranış olarak kabul eden .....
İşte böyle le İstanbul medeniyetinlerin buluşma noktası. !

Sultanahmet Camisi
 

Ayasofya
 
Posted by Picasa

Saturday, October 2, 2010

Büyükada














About

.
 
google-site-verification: google6264df489a134469.html