Sunday, June 13, 2010

Avignon

Provence Camargue’nin başkenti. Fransa’nın en güzel şehri. Dünyadaki en önemli tiyatro festival burada yapılıyor.
14 yy da Avignon Hıristiyan dünyasının başkentiymiş. Saint Bénezet Köprüsü “sur le pont d’Avignon, l’on y danse l’on y danse.....”şarkısındaki köprü bu köprü.

Saint Benezet köprüsü bir rivayete göre çoban Benezet tarafından yapılmış. Roine nehri üzerindeki tek köprüymüş. 1185 yılında tamamlanmış.
Günümüze sadece 4 kemeri kalmış.
Avignon en eski tarihi şehirlerden bir tanesi tarihçesi M.Ö. 3000 yılına kadar uzanıyor.


















Roma İmparatorluğu döneminde şehir Avenio olarak biliniyormuş. 27000 kişi yaşıyor.

12 yy da bağımsız olmuş. Bishop egemenliği altında şehir ticaret merkezi olmuş. Katedral ve iki duvar ile köprü bu dönemde inşa edilmiş. 4.3 km uzunluğunda şehir surlarla çevrili.

1226 yılında Fransa kralı, Louis VIII şehri almış ve Avignon bağımsızlığını kaybetmiş ve o dönemden sonra çöküş başlamış. Fakat 14 yy da görkemini yeniden kazanmaya başlamış. Şövalyelere ev sahipliği yapmış. Üniversite ve katedralde bu dönemde inşa edilmiş.

Place du Palais: (Avignona gelmenizin ana nedeni)

Buradan şehrin çok güzel görüntüsünü görebilirsiniz. (place du palais) Saray meydanı.
Binanın sağ tarafında Palais des Papes var. Solunda ise katedral. Binanın yapımına 1309 yılında başlanmış. Papa Clement V, Romayı terk etmiş ve Avignonu Hıristiyanlığın başkenti olarak seçmiş. 4yy. fazla süre papa burada yaşamış. Bu nedenden dolayı da bu şehir ortaçağın en zengin şehri olmuş.

Avignon Gotik şehir.
Papa sarayı, Froissarta göre dünyanın en sağlam yapısıymış. Bina ikiye ayrılıyor. Birinci bölümü, Benoit XII tarafından 1334-1342 yılında yapılmış. İkinci bölüm Clement VI tarafından 1342-1352 yılında yapılmış. Günümüzde müze olarak kullanılıyor. Girişi çok ucuz değil ama paraya değer!
Sarayın içindeki freskler çok ünlü ve görülmesi gerekli.
Avrupanın her yerinden rssamlar gelerek bu odayı dekore etmişler. Sarayın yanında katedral var 12 yy da yapılmış. Notre Dame des Doms.
Bakire heykeli 19 yy’dn beri katedralde var. Bazı papaların mezarı bu çatının altında barış içinde uyuyorlar.
Bu tapınağa giriş ücretsiz ve her gün 11 ile 6 arası açık.

Petit Palais:
Benedict XII den önce papa burada yaşıyormuş. Şimdi müze olarak kullanılıyor. Müzede italyan okuluna ait 13 ve 16 yy tabloları ile 15 yy de avignon da yapılan tablolar var. Roman ve gotik tarzda heykellerde var. 9:30 dan 12:00 ye ve 12.00 den 6:00 ya kadar gezilebilir.
Bu sarayın arkasında katedral var ve çok güzel bir bahçenin içersinde yer almış. Bu gezintide “rocher-des doms” ta şehrin ve rhone nehrinin tepeden manzarası seyredilebilir.

Hotel des Monnaies

16 yy da yapılmış. Barok stilinin en iyi örneği. Günümüzde Olivier Messiaen müzik konservatuarına ev sahipliği yapıyor. Hotelin önündeki kafelerde her zaman turistler var, dinlenmek için güzel bir mekan.
Buradan sonra “palace de l’Horloge” ye (saat kulesi meydanına) ulaşıyorsunuz. Burada sadece atlı karınca yok. Bir sürü bar ve rest. var ve 3 tanede town hall (belediye binası) jan Vilar evi, opera binası var.

Belediye binası 19 yy da yapılmış ve 14 yy da yapılan kule ile çevrilmiş.

Jan Vilar’ın evi, Mons sokağında. Çok şirin bir yapı. 17 yy da yapılmış. Şimdilerde avignon festivaline ait arşiv kayıtları , tiyatro ve dansla ilgili objeler sergileniyormuş. Bunun sağında opera binası var.

Opera: 1825 yılında yapılmış.
Bondon ve Frary adlı iki mimar atarafından yapılmış. Ne yazık ki 1846 yılında çıkan yangın ile zarar görmüş. Yeni bina Thedodere Carpenties , Leon Feucheres tarafından yapılmış ve bina 1847 yılında tamamlanmış.

Orjinal olan 2 heykel Moliere ve Corneille adanmış. Temmuz ayında burada tiyatro festivali yapılıyor.

Rue de la Republigue

1947 yılından itibaren Jean Villar tarafından festival yapılmaya başlanmış.
Jean Vilar “katedraldeki katil” oyunu için T.S. Eliot’u avignona davet etmiş am eliot bu teklifi red etmiş. B unun yerine 3 yeni oyunu önermiş. Shakespearein Richard II si Paul Claudelin Tobre et Sara ve La Terrasse de Midi oyunları festivale ilk hayat veren oyunlar olmuşlar. 17 yıl boyunca festival Jean Vilar tarafından yürütülmüş. Genç seyircileri bu festivale çekmek istemişler bu yüzden de Paris te aoynan oyunlardan farklı olan oyunların burada gösterime girmesi sağlanmış.
Saint Pierre Church: Avignon’un en güzel kilisesi. Ön tarafı 16 yy da yapılmış. 1551 yılında ahşap kapı eklenmiş.

Festivalin kurucusu 1971 yılında kalp krizinden ölmüş. Bazılarına görede gençlerin artık ona saygı göstermediği için öldüğünü söylüyor.

Vilardan sonra onun görevini Paul Puaux almış. 1970 yeni stil yeni direktör ve yeni bir bakış açısı olmuş.

Yeni festival vaşlamış “off” bunada resmi festivale davet edilmeyen şirketler geliyormuş. Diğer resmi olanada “in” deniyor. Her iki festivalde Temmuz ortasında başlıyor. Ağustos başında son buluyor.

Avignon da “cotes du rhone” şarabı dünyanın en beğenilen şarabıymış.

Aix En Provence: Yemek yeri: Yoji, Pasta Cosy, La pizza, The Olde Bulldogge (hamburger)
Fotoğraflara garından başlamak istiyorum. Çok modern bir yapıydı ve çok hoş yapmışlardı. Bence bu zengin şehire uygun bir yapı olmuş. Bu arada bu TGV station. Şehre Shuttle bus'la 10 dk da ulaşılabiliyor. Diğer iki istasyon ise şehrin içinde. Bilgilerinize...:-)
Gezimizin 6. günündeyiz sanırım. Yarın Aix en Provence de olacağız.

4 comments:

Anonymous said...

Sevgili Arzu,

Fotograflar harika, yazilar da cok guzel, biz de sayende sanal yolculuk yapiyoruz.

'99 yilinda benzer bir yolculuk yapmistik Slovakya-Barcelona arasinda Fransiz kiyilarindan gidip, Countryside'dan donecek sekilde ve cok guzel gecmisti.

Ufukta simdi ne var :)

Sevgiler
FB

A cup of Caffein said...

@Figencim,
Teşekkür ederim.Gördüğüm güzel şeyleri dostlarımla paylaşmak onlarında memnun olduğunu duymak inan beni çok mutlu ediyor.
Bizde italyadan başalıyıp, fransa derken sanıyorum biraz daha güneyde ispanya diyeceğiz.
Ama buralara biraz ara vermek fena olmaz belki kuzeye çıkarız...:-)seneye artık.
Önümüzde yaz tatili olsun. Şöyle deniz kenarında uyumak, kızartma filan yemek, içmek gibi...:-)
Tatilde görüşmek üzere.
Sevgiler
Arzu

beste said...

soyle bir de festivale gitsek o havayi koklasak fena mi olur? sakin cafelerde dinlenmek etrafi seyretmekte yeter bakalim ben daha gormedim seninle gezmekten memnunum:)

A cup of Caffein said...

Bestecim.
Çok iyi fikir ama festival için şimdiden bilet ayırtmak gerekiyormuş. Çünkü inanılmaz kalabalık oluyormuş.
Şimdilik sakin cafelerde esperesso yudumluyarak yolculuğumuza devam edelim...:-))
sevgiler...

About

.
 
google-site-verification: google6264df489a134469.html