Wednesday, July 19, 2006

Patariçe (Patriça)- Huzur adası


Patriça Koyuna, huzur koyu demek istiyorum. Bu koyda yapılaşmaya izin verilmiyor, zamanında ne yapılmışsa onlar kalmış, şimdi çivi çakmak yasak türünden koruma alanı içinde bulunuyor. Birkaç şanslı insan, taşları biraz düzelterek, bahçelerine çiçek ekerek günlerini gün ediyorlar burada...


Patriça, Yunanca da koltuk değneği anlamına geliyormuş (şekil itibari ile koltuk değneğine benzediği için bu isim verilmiş).
Burada sadece temiz sığ ve temiz bir deniz var. Birde zamanında zeytin toplamak için gelenlerin konakladığı Birinci (aşağı damlar) ve İkinci Köy (yukarı damlar) olarak anılan 25 - 30 evden oluşan bir yerleşim yeri var.
Patriça da 1922 yılında Giritliler yaz kış oturup tarım ve zeytincilik yapıyormuş, ama şimdi onların hiçbiri yok burada.

Patriça'da bir kır lokantası var.Bir zamanlar "Bıyıklının Yeri" olarak biliniyormuş daha sonra "Taş Ev" olarak isimlenmiş. Çardaklı bahçede, elektirik olmadığı için akşamları gaz yağı lambaları , şamdanlar yakılıyor ve mum ışığında huzur yaşanmaya başlanıyor (huzur adasında).


Patriça'nın tam karşısında ki Güvercinlik isimli küçük adada yer alan Agios Yorgis Manastırı yıkık duvarları, kulesiyle hala ayakta durmaya çalışıyor. Eskiden korsanların sığınağı olan Adaya yüzmek istedim, ama aklım fikrim ayışığı manastırında olduğu için bu adanın sadece fotoğrafını çekmekle yetindim.

Bir zamanlar korsanların sığınağa olan bu ada, doğal bir dalyan. Geçmişte acımasız korsanların yaşlandıklarında günah ve cinayetlerinden arınmak için sığındıkları bir manastırmış burası.

AYIŞIĞI MANASTIRI ( AYDİMİTRİ TA SELİNA):
İkinci köyde arabayı park ettikten sonra yürümeye başladık. Zeytin ağaçlarının arasından ilerledik. Patika yol, manastıra yaklaştıkça gerçek kimliğini, arnavut kaldırımı taşlarını, zaman içinde kaybolmadığını göstermek istercesine önümüze çıkardı.
Zeytin ağaçlarından gelen nefis koku ve sol tarafta bulunan turkuaz rengindeki denizden büyülenmiş bir şekilde, 45 dakkikalık yürüyüşümüzü tamamladık. Giderken manastır hakkında çok fazla birşey okumamıştım, o yüzden ne durumda olduğunu bilmiyordum. Şok oldum!!! Yüzde %80'i yıkılmış durumda, gelenlerin bıraktığı şişeler, cam kırıkları ve duvar yazıları. Uygarlıklara gösterilen saygı modelimiz bu olmalı dedim...

Manastırın bir kapısı üzerinde 1771 bir diğerinde 1795 tarihileri kazınmış.Bu tarihler manastırın onarım tarihleriymiş. Ne yazık ki ben onarılan birşey görmedim. Fotoğraflara birde siz bakın bakalım...


Rumlar zamanında, evlenmek isteyen kızların dilek kapısı olarak ün salmış olan bu manastır bence bugünde aynı veya benzer bir amaç için hizmet vermeli.

Manastırın bulunduğu konumu ve muhteşem manzarasını anlatmam imkansız. Adanın uç noktasında yer alıyor, kelimenin tam anlamıyla süper.


Patriça’dan yapmadan dönmeyin listem…1. Ayışığı manastırında denize girmeden (yanınıza deniz ayakkabınızı almayı unutmayın, sahil kayalık çünkü)
2. Kıyıda deniz kabuğu toplamadan (Sedef kakma işlerinde kullanılan sedefler bilindiği gibi dev midyelerden elde ediliyor. Bu tür midyelere ise "Pina" adı veriliyor. Patrica'nın denizden 100 metre açıkta bulunan adası "Bırmıcalar" çevresinde bolca bulunan dev midye pinalar, deniz dibinde toprağa sıkıca tutunarak yaşamlarını üreyerek devam ettiriyorlar. İstiridye kabukları, deniz minareleri, renkli canlılar, yosun türleri ilginizi çekiyorsa deniz gözlüğü ve şnorkelle bunları derinlere dalmadan görebilme imkanı bulunuyor).
3. Taş ev de vakit geçirmeden, bahçeden koparılan börülce, bamya, patlıcan, domates, biberlere fırında güveç veya köy yumurtasıyla sahanda yumurta yemeden,
4. Gün batımını seyretmeden dönmeyin.
Not: Birde saklı boğaza giden bir yol var(sonra size tarif ederim). Nefis bir yer, küçük adalarına denizin içinden yürüyerek geçebiliyorsunuz. Denizin üzerinde zıplayan balık sürüleri, kelimenin tam anlamıyla büyüleyici.

4 comments:

Hakkı Dayı said...

Ayvalık'a gidipte Manastrı bulan az sayıda şanslı kişiden birisiniz, tebrikler :)

Anonymous said...

güzel bir yazı olmuş. elinize ayağınıza sağlık. 2. köye bende gittim ama devamında bir manastır olduğunu bilmiyordum. bu hafta sonu bir göz atayım oralara...

lizzle said...

Merhaba,
Bir yıldan sonra büyük bir heyecanla cumartesi sabaha karşı Cunda'ya doğru yola çıkacağım. Bu gezi için yazdıklarınız bana çok güzel bir rehber oldu. Saklı boğaza giden yolu merak ediyorum. Paylaşmak isterseniz emailim: applepause@gmail.com

Serkan said...

Merhabalar,

Internette Patriça Koyu'nu araştırırken sizin sayfanıza rastladım. Tabi rastlayınca da Patriça Koyu'nun yanısıra başka yerler hakkındaki yorumlarınızı ve fotoğraflarınızı da gördüm. Çok güzel bir blog olmuş, elinize sağlık...

Tecrübelerinizi paylaşmak ya da sadece aramıza katılmak isterseniz sizi de www.geziyorumlari.com adresindeki Gezi Yorumları'nda görmekten mutlu oluruz.

İyi geziler...:)

About

.
 
google-site-verification: google6264df489a134469.html