Saturday, November 26, 2016

Lviv -- Bölüm 3

Tek tek yazıyorum. Ha gayret modundayım. İlk 5 fotoğrafı yayınlamamın nedeni şehri bu şekilde çok beğenmiş olmam. Sokak sonlarında minik parklar. Sokaklar çift taraflı ağaçlı. Renga renk bir dünya.











Gunpowder Tower.  Burası bir baruthane. İçerisi  cafe, restaurant ve toplantı yeri olarak kullanılıyor. Benim en beğendiğim yanı hemen önündeki bu iki aslan heykeli. Biri kapının sağında diğeri solunda duruyor. Ne tatlı gülümsüyorlar değil mi. Aslan Lviv'in aynı zamanda sembolü biliyorsunuz değil mi?. tabi yeniden söylemeden edemeyeceğim içinde bulunduğu  parkta bir mola verin dinlenin.



Lviv meeting point. Bu hemen Dominican Church'ün ( Soli Deo Honor et Gloria)  yanı. Rynock square'in de başlangıcı. Fotoğrafta gözükmüyor belki ama hemen önünde içinde hediyelik eşyaların satıldığı kırmızı bir vagon var. Cumartesi sabahları burada ikinci el  kitap satış alanı kuruluyor. Kitaplara şöyle bir baktımda çoğunlukla siyasi ağırlıklıydı.

Burada bir parantez açayım. (gazeteleri teyzeler satıyor ve ellerinde taşıyorlar. Orada taşın üstüne koyuyorlar ve herkes istediğini alıyor). Çok emin olmamakla beraber gazeteler büfelerde satılmıyor diyebilirim.




Burası Italian Square olarak geçiyor. Tarih müzesinin içinde bir  yer. Cafe olarak kullanılıyor O nedenle müzeği gezmek istemezseniz burada bir kahve molası verebilirsiniz. Ben beğenmedim çok. Bana biraz nargile mekanlarını andırdı.  Belki baharda balkonlardan sarkan çiçeklerle romantik bir görüntüye biürünüyordur kimbilir.



Boim kilisesi.  Muhteşem bir dış önyüzü var. 1609- 1615 yılları arasında yapılmış ve UNESCO dünya mirası listesinde.Georgy Boim ( György Boym in Hungary) Maceristanda doğmuş bir tüccar ve kendi ailesi adına bir kilise yaptırmak ister. kendi döneminde başlar oğlu kiliseyi bitirir. İçinde Boim ailesinin 14 ferdinin mezarı bulunuyor. Bunun mimarisinde de  İtalyan esintisi varmış. 

Onu bunu bilmem bu kilisenin diğer kiliselere oranla katı kuralları vardı. Öyle her an içeri almıyorlardı . ancak bulunduğu sokakta çok güzel bir restaurant ve  kafe var. Kafenin ismini 4. bölümde yazarım.





Rynock meydanında ki tüm binalar aslına  uygun restore ediliyor. Bu balkona ve bu binanın pencerelerine hayran oldum. aslında tek tek her binanın pencerelerini kapılarını, çatılarını göstermek isterdim ama burada mümkün değil.









Lviv opera binası. Eskiden Poltva nehrinin bataklığının üzerinde kurulmuş. Operanın içindeki kitabede 1897-1900 tarihleri arasında yapıldığı yazıyor. Tabiki bu binada UNESCO Dünya Mirası listesinde. Özgürlük meydanın ağaçlıklı yolun sonunda yer alıyor. 
Operanın hemen sağ alt kapısının altında mağra gibi bir yerde restaurant var. ekranda nehir görüntüsü filan gösteriyorlarmış içine girdik ama göremedik. Restaurant olarak içerisi fena gözükmüyordu. 









Buda Tiyatro binaları. Dediğim gibi Başbakanları çıkmış halka "yeni bir alt yapı ve kanalizasyon sistemi mi inşa edim yoksa tiyatro binası mı istersiniz" diye sormuş. Halk tabi ki tiyatro binası istemiş. Kültür bu olsa gerek.  Aşağıda gördüğünüz tiyatro binası "Mariya Zankovetska National Academic Ukrainian Theatre" yapılmış.  Lesya Ukrayinka Sokağı ile  Prospekt Svobody sokağının arasında. İsimlerini veriyorum çünkü hemen önlerinde saat 17:00 ye kadar açoık olan ve hediyelik eşya satıcılarının bulunduğu bir pazar kuruluyor. 

Taiki bol miktarda tabloyu, bez bebekleri, ahşap kutuları burada bulabilirsiniz.





Buranın da hikayesi değişik. Heykeli bulunan bu kişi merkez başkanlığı döneminde zimmetine para geçirmiş. Neyse onlarda onu cezalandırmışlar ama aynı zamanda mezarını bu meydandaki bir restauranın merdivenlerinin önüne yapmışlar ki her gelen geçen üzerine basarak onu cezalandırsın diye.
Buranın içindeki restauranta biz et yemeği yedik. Oldukça lezzetliydi diyebilirim. Birde  oldukça büyük bir bira koleksiyonları var. 250 çeşit ?? olabilir. Kendi el yapımı biraları da var.




Gaz lambasının mucidi aşağıdaki fotoğrafta . Burası aslında bir kafe restaurant, onların değimi ile müze!! . İçerisi gaz kokuyor. !! Birde tabiki değişik türlerde vodka. Artık gazdan mı yoksa vodkadan mı kafa bulunur bilmem ama benden bilgi vermesi.

"Viyana dan, Lviv ‘e 1853 yılında Lviv ‘li Eczacılar Jan Zech ve Ignacy Łukasiewicz tarafından getirilen İlk Gas Lambası Örnekleri zaman içerisinde büyük bir Koleksiyona dönüşmüştür.  Bugün Gas Lamb Pub- Museum ‘da 200 ‘ü geçkin örneğini görebilirsiniz.
Gas Lambasının Mucitleri Hemen Girişte Sizi Karşılar. Girişte Bronz “Tunç” Jan Zeh ile aynı masa da oturup hatıra fotoğrafı çektirebilirsiniz. Hemen Kafanızı yukarı kaldırdığınızda 3. Kat tan diğer mucitimiz  Ignatius Lukaşeviç sizi gözlüyordur." kaynak : http://www.lvivhaber.com/lviv-gaz-lambasi-muze-pub-restoran/


2 comments:

tülin said...

O balkon ne öyle ya! Bayıldım, çok beğendim. Anıt gibi. Fazlasında gözüm yok şu turuncu evde yaşayayım ben, yeter.

Arzu Brumendi said...

Tülincim,

Balkonun bende hastasıyım. Balkonlu fotoğrafın üzerindeki turuncu ev ise o meydanın en güzel evlerinden biriydi. Yok diğer fotoğraftaki turuncu ev ise o zaman bende komşun olayım. :-)

Sevgiler

About

.
 
google-site-verification: google6264df489a134469.html