Thursday, November 25, 2010

Nemrut

Biz Kahta da Zeus Otelde konakladık. Zaten çok fazla da seçenek yok. Oteller Nemrut dağına çıkışı ayarlıyorlar. Bizi tur güneş batışına götürdü, bizde dedik ki hazır geldik birde gün doğumunu izleyelim. Dağda birşeyler alırken denk geldi. Onlarda tur yapıyorlarmış. Fiyatı otelin verdiğinden çok makul. Eğer bir gün tek başınıza gitmeye kalkarsanız aklınızda bulunsun.
Bu arada Nemrut'a çıkarken bir uzun tur var birde kısa tur. Uzun tur 2,5 saat sürüyor (karakuş, cendere köprüsü,...) Kısa tur bir saat.(yukarı çıkıp sonra aşağıya inme).
Minübüsler belli bir noktaya kadar götürüyor ondan sonra yarım saat tırmanmanız gerekli yada katırlarla da çıkabilirsiniz. Biz gençliğimize laf söyletmedik tırmandık.:-)) Size tavsiyem aşağıdaki oklardan batı terası yönünü seçerek tırmanmanız çünkü daha rahat.
Biz dönüşte doğu tarafından indik kısa ama ayaklar taşlardan dolayı çok kayıyor.









NEMRUT DAĞI VE TÜMÜLÜSÜ


Kommagene Krallığı’nın en parlak dönemimin M.Ö. 69 – 8 yılları arasında olduğu biliniyor. Kral I.Antiochos M.Ö. 69 – 36 arasında iktidardadır. Çok akıllı bir politikayla küçücük ülkesinin tarihte politik olarak saygın bir yer edinmesini sağlamıştır. Onun döneminde tümülüs hazırlanmış, zirvedeki heykeller yerleştirilmiş, Arsameia ve Yeni Kale kurulmuştur. M.Ö. 64 yılında, Seleukosların yok olduğu dönemde bütün Anadolu’yu ele geçirmiş olan Roma İmparatoru Pompeius bile Kommageneler’e dokunmamış ve hatta Seleukos topraklarının bir kısmının Kommagenelere verilmesine razı olmuş. I.Antiochos, sonrasında beliren Part tehlikesini de kızını Part kralının oğluyla evlendirerek çözmüş. Kısacası I.Antiochos, küçük ülkesini politik kargaşaların içinden başarıyla geçirerek geriye zengin bir hazine bile bırakmayı başarmış. Ancak I.Antiochos’un ölümünden sonra yaklaşık 200 yıldır var olan olan krallık bitecek ve M.S. 72 yılında Romalılara karşı kaybedilen Kommagene Savaşı’ndan sonra ülke Roma İmparatorluğu’nun Suriye Eyaleti’nin parçası haline gelecektir. Krallığın başkenti bugün Samsat olarak geçen Samosata idi. Samosata, yarım daire olarak Fırat Nehri’ne dayanırken 2 kilometrelik bir sahil şehri olarak uzanırdı.

Nemrut Dağı tümülüsü alanı, M.Ö. 60 yılında, Kommagene Kralı I.Antiochos tarafından denizden 2.150 metre yükseklikteki zirvede inşa edilmiştir. Nemrut Dağı zirvesi, Doğu, Batı ve Kuzey teraslarından oluşur. Doğu ve Batı teraslarında dev heykeller bulunurken, Kuzey terasında bulunmuş olan elliden fazla dikilmemiş taş stel, bu terasın depolama alanı veya kralın halefleri için ayrılan alan veya düzenlenmesine fırsat kalmayan teras olduğunu düşündürmektedir.

Aralarındaki uzaklık yaklaşık 150 metre olan Doğu ve Batı terasları, arazinin yumurta şeklindeki kesiti üzerinde tamamlanmış ve çıkan yumruk büyüklüğündeki taşlar da, ortadaki çekirdeği yükseltip tümülüs haline getirmek için kullanılmış. Kommagene Krallığı’nda bu tür tesisler için ‘’ Hierothesion ‘’ deniliyordu. Hierothesion, içinde kutsal bir şey saklanan yer anlamına gelirdi. Burada varlığı tanrı katına yüceltilmiş Kral Antiochos’un dünyevi varlığının saklandığı yerin kastedildiği düşünülüyor. Ancak, henüz mezarın içine girilemediğinden bu sav kanıtlanamamış bir tez olarak durmaktadır.

290.000 metrekarelik bir alanı kaplayan tümülüsün hacmi 264.750 metreküp, çapı 150 metre ve ortalama yüksekliği 45 metredir. Tümülüsün çekirdeğinde masif bir kaya bulunmaktadır. Doğu ve Batı teraslarındaki heykellerin sırtlarında 237 satırlık bir yazı vardır. Her iki terasta da metinler aynıdır. Persleri ve Helenleri kendi soyunun ‘’ mutluluk veren kökleri ‘’ veya ‘’ mutluluk veren ataları ‘’ olarak tanımlayan I.Antiochos bu metinde, atalarına ve kendi kişiliğine yakışanı bu dağın zirvesinde ebedileştirdiğini anlatır. İran’ın, Makedonya’nın ve kendi vatanı Kommagene’nin, insanlarına, çocuklarına, torunlarına lütufkar olmaya devam edeceği konusunda umutlarını dile getirir. Metnin okunmasıyla da dağın sırrı çözülür. Burayı kuranın, sülalesini Pers ve Makedonyalı atalarına bağlayan bir Kommagene kralı yani I.Antiochos olduğu anlaşılır.



DOĞU TERASI


Batı terasından 10 metre daha yüksektedir. Burada ayrıca bir de batı terasında bulunmayan 13,5 x 13,5 metre ebatlarında bir sunak vardır. Kralın doğum günü olarak verilen Ocak ayının 16. günü ve kralın tahta çıkış günü olan Ağustos ayının 10. günü kutlamalar yapılırdı. Ancak kralın doğum günü olarak verilen 16 Audnaios, Makedonya takvimine göre Ocak ayına denk gelir. Kısacası Temmuz ayının kralın doğduğu değil, ana rahmine düştüğü ay olduğu anlaşılır. Başka önemli bir detay da M.Ö. 97 yılında I.Antiochos’un 7 aylık bir bebek olarak dünyaya gelmiş olduğudur.

Bu özel günlerde ziyaretçiler, 2.150 metre yüksekliğindeki belirlenmiş yollardan ayin düzeninde Hierothesion’a çıkıyorlardı. Bu törenlerin giderlerini karşılayabilmek için, kraliyet ailesine ait özel mülkler Hierothesion’a tahsis edilmişti ve gelirleri de tapınağın kasasına giriyordu. Kralın ve atalarının kültü için görevlendirilmiş rahipler vardı. Törenleri de Pers kıyafetleri giymiş olan bu rahipler yönetirdi. Kutlamaların başlangıcında rahipler, önce sunaklardaki günlük odunlarını ve güzel kokulu otları tutuştururlardı. Arkasından konuşmalar yapılır, kurbanlar kesilirdi. Sonra tümülüsün önündeki teraslara kurulan masalardaki yiyecekler yenir, su eklenmiş şaraplar içilirdi. Yemekten sonra da erkek ve kadın müzisyenler eğlenceyi başlatırlardı. Müzisyenler profesyoneldi ve bu mesleğin da babadan oğla geçmesi için yasal düzenleme yapılmıştı. Törenlere ülkenin bütün yaşayanları ve kutlamalar esnasında ülkede bulunan herkes davetliydi. Misafirlerden ziyafet sırasında kullandıkları yemek tabaklarını ve kadehleri yanlarında götürmemeleri istenirdi. I.Antiochos’un kutsal kitabesinde, Kommagene ülkesi sınırları içinde başka kutsal yerlerden de konu edilir.

Doğu terasının tanrı heykelleriyle sunak arasındaki kısmında da iki yanı heykellerle çevrili bir alan bulunurdu. Kumtaşından yapılmış heykeller taştan oyukların içine yerleştirilmişti. Heykellerin arka yüzlerinde kitabeler vardı. Tanrı heykellerinden sunağa bakarken sağ tarafınızda kalan Güney kaidelerinde I.Antiochos’un baba tarafından akrabaları olan Pers kralları I.Dareios, Xerxes, Artaxerxes’in yanı sıra Samos, Arsames, Mithridates Kalinikos gibi Kommagene krallarının da heykelleri bulunuyordu. Solunuzda kalan Kuzey kaidelerinde de Büyük İskender’le başlayan ana tarafından önemli akrabalarının heykelleri görülüyordu. Ancak gerek zorlu iklim şartlarından, gerekse asırlar boyunca çevreye zarar vermiş insanlardan dolayı maalesef bu heykeller kayıptır. Zirveye çıkan ziyaretçiler, yeşile çalan kum taşından yapılmış ve cilalanmış oldukları için güneş ışınları altında pırıl pırıl parlayan bu kabartmalardan çok etkilenmiş olmalıydılar.

Sırtını tümülüse vermiş 5 dev boyutlu tanrı heykelini iki köşedeki aslan ve kartal heykelleri tamamlar. 9 – 10 metre boylarındaki tanrı heykellerinin ağırlıkları da 9 -10 ton civarındadır. Kommagene heykelinden hariç diğer heykellerin tamamı tiera denilen İran kasketleri taşır. Soldan sağa ilk heykel I.Antiochos’a aittir. İkinci heykel ismine Kommagene ülkesinin adının da eklendiği, bolluk ve bereket simgesi Tysche veya Fortuna’dır. Kommagene’nin tacındaki buğday tanesi, üzüm, kiraz, nar ve incir meyveleri bolluğu, üretkenliği simgelerler. Bereketli Kommagene topraklarının simgesi tanrıça Kommagene, zirvedeki tek kadın heykelidir.

Üçüncü heykel Zeus Oromasdes’e aittir. Oromasdes, Zerdüşt dininin efendisi Ahura Mazda’nın Yunanca adıdır. Zeus Oromasdes, Tanrı heykellerinin en uzun boylu olanıdır. Zeus’un göğsünde kıvrımlar oluşturarak sırtına atılmış olan pelerinini sol omzundaki iğne tutar. Dördüncü heykel Güneş ve Işık Tanrısı Apollon Helios Mithras’a aittir. Apollon, süslü bir başlık taşımaktadır. Kommageneler’in sona ermesinden sonra, Zeus ve Herakles’in taşıdığı kıyafetler de değişecektir. Roma egemenliğinde bu tanrıları Nemrut Dağı heykellerinde gördüğümüz Pers kıyafetlerinden çok farklı giysi ve başlıklarla görürüz. Ancak Apollon Helios Mithras, Roma devrinde de önem kazanmayı sürdürecek ve kafasında bir Frigya başlığıyla Roma lejyonlarının en çok saygı gösterdiği tanrı olacaktır. Mithras, sonrasında da genç Hıristiyan dini için hem düşman hem de ilham verici bir unsura dönüşecektir.

Beşinci heykel Savaş Tanrısı Herakles Artagnes Ares’e aittir. Sol elinde silah gibi kullandığı bir değnek tutar. Diğer heykeller gibi kafasında tacı ve kaba bir sakalı vardır.


BATI TERASI

Batı terasında heykeller dizisinden önce siyah kum taşı üzerine yapılmış kabartmalar görülür. Bu el sıkma sahneleri Perslerin dini törenlerinin bir parçasıdır. Her iki kenarda da bir aslan ve bir kartal heykelleri koruyucu gibi yerleştirilmişlerdir.

İlk kabartmada I.Antiochos tanrıça Kommagene ile el sıkışır. İkinci kabartmada bu defa de kral Apollon Mithras ile el sıkışmaktadır. Kral, ata binerken kolaylık olması için bacaklarının arasından iple bağlanmış bir merasim kostümü giymiştir. Hançerinin kılıfı yine 5 aslan başıyla süslüdür. Apollon da kral gibi giyinmiştir. Sol elinde bir kama tutan Apollon’un başlığı bir ışık demetiyle süslüdür.

Üçüncü kabartmada I.Antiochos bu defa Zeus Oromasdes’le el sıkışmaktadır. Zeus’un oturduğu tahtın iki yanında aslan kafaları vardır. Dördüncü kabartmada da yine I.Antiochos, değneği ve sırtında aslan postuyla canlandırılan Herakles Artagnes ile el sıkışır.

Kabartmaların en önemli sahnesi aslan horoskopudur. 1.75 x 2.40 ölçülerindeki bu levhanın orijinali Berlin Müzesi’ndedir. Bu kabartmanın dünyanın bilinen en eski horoskopu olduğu kabul edilir. Sağ tarafa doğru yürüyen aslan, 19 yıldızla bezenmiştir ve boynunda da bir hilal vardır. Aslanın hemen arkasındaki 3 büyük yıldız, Jüpiter ile Zeus Oromasdes’i, Merkür ile Apollon Mithras’ı, Mars ile de Herakles Artagnes’i simgelerler. Aslanın boynundaki ay Kommagene ülkesini, aslan da aslan burcunu sembolize eder. Kısacası aslan burcu zamanında ana rahmine düşen I. Antiochos, Zeus, Apollon ve Herakles’i simgeleyen gezegenler ile aslan burcunda buluşmuştur.

Eski Yunan inanışına göre, seçkin ve kusursuz ölümlüler tanrılar arasına kabul edilirlerdi. Sonra da takım yıldızı olarak insanlara ışık saçarlardı. I.Antiochos da büyük gezegenlerin yakın komşusu Regulus yıldızını, kral yıldızı ve kendi kişiliğinin sureti olarak seçmişti. Yıldız falının canlandırıldığı bu kabartmada Kral-Yıldız Antiochos, tanrısal takım yıldızları içine alınmıştır, yani Antiochos artık Tanrı kimliği almıştır.

Batı terasındaki tanrı heykelleri de Kral I.Antiochos’la başlar, Perslerin Anahita’sı ile özdeşleştirilen Kommagene, Zeus Oromasdes, Apollon Helios Mithras ve Herakles Artagnes heykelleri ile devam eder.

Batı terasında sunak yoktur. I. Antiochos’un atalarının kabartmaları da, vadiye bakarken solunuzda kalan tepenin eteğine ve heykellerin hemen karşısına yerleştirilmiştir. Bu kabartmalardan ancak birkaç tanesi günümüze ulaşmıştır.

Yemek sevenlere not:
Kahta’da baraj kıyısındaki Neşet’in Yeri’nde, patlıcan, soğan, dövme buğday, yoğurt ve zeytinyağı ile yapılan Balcanidev yemeyi unutmayın. Kevenk sarması, yarpuzlu köfte gibi bölgesel yemekleri de mutlaka tadın.

2 comments:

Defne Soysal said...

hep gitmeyi isteyip henüz göremediğim yerler senin kaleminden bir başka keyifli oldu.Gitmek bir yana o dönemlerde yaşamış olmayı istedim.Çok bilgilendirici oldu.Umarım bir fırsat yaratıp ben de görürüm oraları.Ellerine sağlık.

A cup of Caffein said...

Bende neden daha önce gitmedim sanki dedim. Mardin, midyat ve antakya bunları birdaha görmek istiyorum. Çok güzel yerler. En kısa sürede görmeni dilerim.
teşekkürler.

About

.
 
google-site-verification: google6264df489a134469.html